Kanser Tedavisi

Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

Kanser Tedavisi

Kanser Tedavisinde Bütüncül ve Tamamlayıcı Yaklaşım

Kanser sürecinde bütüncül tıp, modern onkoloji tedavilerinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır. Kliniğimizde biorezonans, fonksiyonel tıp, ozon tedavisi ve beslenme düzenlemesi bir arada planlanarak bağışıklığın güçlendirilmesi, tedavi yan etkilerinin azaltılması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedeflenir. 

Bilgi Formunu Doldurun Size Ulaşalım

    * Verileriniz KVKK kapsamında korunmaktadır.

    sinanakkurt1600 1 Kanser Tedavisi

    Kanser Tedavisinde Bütüncül ve Fonksiyonel Tıp Desteği

    Dr. Sinan Akkurt’un biorezonans alanındaki ilk iki hastası, art arda kansere yakalanan annesi ve kız kardeşi olmuştur. Karın zarı kanseri olan annesinin tedavisine destek arayışı sırasında biorezonans metoduyla tanışan Dr. Akkurt, bu yöntemi önce annesine, ardından meme kanseri olan kız kardeşine modern tıbbi tedavilerle eş zamanlı olarak uygulamıştır. Bu kişisel yolculuk, kendisinin kamudaki görevinden ayrılarak İzmir Bornova’daki kliniğini açmasına ve yirmi yılı aşkın sürede yüzlerce kanser hastasının tedavi sürecine bütüncül destek sunmasına uzanan yolun başlangıcı olmuştur.

    Dr. Sinan Akkurt Kliniğinde kanser, tek bir yöntemle değil, bütüncül tıp çatısı altında biorezonans, fonksiyonel tıp, ozon tedavisi, andülasyon ve sağlıklı beslenme danışmanlığının bir arada planlandığı çok katmanlı bir destek anlayışıyla ele alınmaktadır. Kanser, kliniğin en sık başvuru aldığı ve en derin deneyim biriktirdiği alanların başında gelir.

    Kanser Nedir ?

    Kanser tek bir hastalık değildir, geniş bir hastalık grubudur ve tüm kanser türlerinin tek bir ortak noktası vardır. Hepsi, normal hücrelerin kontrolsüz çoğalan ve yayılan kanserli hücrelere dönüşmesiyle meydana gelir. Bugün kanserin 200’den fazla farklı türü ve alt türü tanımlanmıştır. Bu çeşitlilik, onkolojide herkese uyan tek çözüm yaklaşımından kişiye özel tedaviye doğru güçlü bir değişimi tetiklemiştir.

    Bundan yirmi, hatta on yıl öncesine göre kanser tedavisi çok daha mümkün ve başarılı hale gelmiştir. Erken teşhis olanakları, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapi ve hassas radyoterapi teknikleri sayesinde pek çok kanser türü artık kontrol altına alınabilen, hatta tamamen iyileştirilebilen hastalıklar arasındadır. Bu tablo, kanser tanısı alan her hastanın umutla ve doğru ekiple yola çıkması gerektiğini gösterir.

    Kanser tedavisi gibi kanserden korunmak da mümkündür. Kanser sanıldığının aksine çoğunlukla genetik miras yoluyla oluşmaz. Tüm kanserlerin yalnızca yüzde 5 ila 10’u tamamen kalıtsaldır. Çoğu kanser, sigara, stres, alkol, obezite ve beslenme gibi çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin birleşimiyle gelişir. Çevresel faktörler çoğu zaman bardağı taşıran damla olur ve bunlardan korunmak büyük ölçüde bizim elimizdedir.

    Normal Hücre ile Kanserli Hücre Arasındaki Fark

    Normalde hücreler, genler tarafından sağlanan talimatları harfiyen takip eder. Genler, büyümenin ne zaman başlayacağı ve ne zaman duracağı gibi hücrelerin uyması gereken kuralları belirler. Kanserli hücreler ise normal hücrelerin uyduğu bu kuralları göz ardı eder.

    Normal hücreler kontrollü şekilde bölünüp çoğalırken kanserli hücreler kontrolsüz çoğalır. Normal hücreler ölmeye, yani apoptoza programlanmıştır ve görev süreleri dolduğunda ortadan kalkarlar, oysa kanserli hücreler bu ölüm sinyalini görmezden gelir. Katı organlara ait normal hücreler bulundukları yerde kalırken kanserli hücreler hareket edebilir ve bu hareket yeteneği yayılmanın zeminini oluşturur. Ayrıca normal hücreler kanserli hücreler kadar hızlı büyümez. Bu dört temel fark, kanserin neden ciddiye alınması gereken bir hastalık olduğunu açıklar.

    Kanser Vücutta Nasıl Başlar ve Yayılır ?

    Kanser, bir genin veya birkaç genin mutasyona uğrayıp kanserli hücreler oluşturmasıyla başlar. Bu hücreler kümeler ya da tümörler oluşturur. Zamanla kanserli hücreler tümörden kopabilir ve vücudun diğer bölgelerine ulaşmak için lenfatik sistemi ya da kan dolaşımını kullanabilir. Bu yayılma sürecine metastaz denir.

    Kanser hücrelerinin bu süreci mümkün kılan önemli özellikleri vardır. Öncelikle damarlanma yaparlar, yani büyümeye başlayan kanser hücresi ihtiyaç duyduğu oksijen ve besinleri komşu dokulardan damar oluşturarak temin eder. İkinci olarak ölümsüz sayılabilecek bir yapıdadırlar, durmadan çoğalırlar. Üçüncü olarak ilk çıkan hücrenin aynısını üreterek çoğalır ve dördüncü olarak metastaz yapma yeteneği taşırlar.

    Kanser hücreleri uzak organlara ya komşuluk yoluyla ya lenf yoluyla ya da çoğunlukla kan yoluyla ilerler. Ancak bu tabloda dikkat çekici istisnalar vardır. Örneğin bazı beyin tümörleri metastaz yapmaz. Bunun nedeni hücrelerin temel biyolojik özelliklerinde gizlidir. Beyin dokusundaki hücreler vücuttaki diğer organların hücrelerinden yapısal olarak farklıdır ve bu farklılık nedeniyle kanser hücreleri bazı dokulara yapışıp çoğalamayabilir. Dolayısıyla metastaz davranışı, kanserin türüne ve kaynaklandığı hücrenin karakterine göre değişir.

    Kanser Ne Kadar Yaygındır ?

    Meme kanseri en sık görülen kanser türüdür ve tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 99’u kadınları, yüzde 1’i erkekleri etkiler. Akciğer kanseri en sık görülen ikinci kanserdir ve küçük hücreli olmayan ile küçük hücreli akciğer kanseri olmak üzere iki ana türe ayrılır, başlıca nedeni sigaradır. Prostat kanseri erkekler arasında en sık görülen kanser türüdür. Kolorektal kanser sindirim sisteminin farklı bölümlerini etkileyen kolon ve rektum kanserlerini kapsar. Kan kanserleri arasında ise lösemi ve lenfoma öne çıkar. Bu tablo, düzenli kontrollerin ve yaşam tarzı önlemlerinin neden bu kadar değerli olduğunu ortaya koyar.

    Kanser Tedavisi

    Bütüncül Tıp Bakışıyla Kanser ve Bardak Modeli

    Bütüncül tıp, hastalığı değil hastayı ele alan yaklaşımdır. Bu bakışa göre hastalık bir anda ortaya çıkmaz, bir oluşum süreci vardır ve hastalık şartlarının bir araya gelmesi gerekir. Dr. Sinan Akkurt bu süreci bardak modeliyle açıklar. Modele göre her insanın içinde bir bardak vardır ve bardağın dibinde genetik yatkınlıklar bulunur. Bardağın orta kısmını sigara, alkol, hava kirliliği, gıda katkı maddeleri, elektromanyetik yoğunluk, hareketsiz yaşam ve kronik stres gibi çevresel faktörler doldurur. En üstte ise çözümlenmemiş iç çatışmalar ve uzun süren üzüntüler yer alır.

    Her insanın bardağı bu üç kaynaktan değişik oranlarda dolar. Yaşanan ani bir travma, bir şok ya da kronik bir üzüntü bardağın taşmasına sebep olur ve genetikte var olan hastalık potansiyelinin ortaya çıkmasını tetikler. Bu model iki önemli sonuç doğurur. Birincisi, genetik yatkınlık değiştirilemez ama bardağı dolduran çevresel ve duygusal yükler azaltılabilir, bu da korunmanın mümkün olduğu anlamına gelir. İkincisi, desteğin yalnızca tümöre değil bardağı dolduran tüm etkenlere yönelmesi gerekir. Kliniğimizdeki çok katmanlı programın mimarisi tam olarak bu anlayışa dayanır.

    Fonksiyonel Tıp Ekseni ve Kök Neden Yaklaşımı

    Fonksiyonel tıp, belirtiyi baskılamak yerine belirtiyi doğuran kök nedenleri araştıran ve sistemler arasındaki bağlantıları bir bütün olarak değerlendiren bilimsel bir yaklaşımdır. Kanser sürecinde fonksiyonel tıp ekseni, hastanın bedeninin hastalığa neden zemin hazırladığını ve bu zeminin nasıl değiştirilebileceğini sorgular.

    Bu eksende bağırsak sağlığı ilk değerlendirilen alandır, çünkü bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70’i bağırsaklarda konumlanmıştır. Kronik inflamasyon, insülin dengesizliği, hormonal düzensizlikler, ağır metal ve toksin birikimi ile besin eksiklikleri fonksiyonel tıp değerlendirmesinin diğer ayaklarıdır. Kliniğimizde bu harita, kişiye özel beslenme programı, yaşam tarzı düzenlemesi ve hedefe yönelik desteklerle bir tedavi planına dönüştürülür. Amaç, vücudun kanserle mücadele eden ve ağır tedavileri taşıyan bir organizma olarak mümkün olan en güçlü zeminde durmasıdır.

    Biorezonans Ekseni ve Frekans Temelli Destek

    Biorezonans, kliniğimizdeki bütüncül programın merkezinde yer alır. Kanser sürecinde biorezonans genellikle haftada bir ya da iki seans şeklinde uygulanır, yan etki riski taşımaz ve ağrıya yol açmaz. Yöntemin temeli, kanserli hücrenin ters frekansının verilerek nötrleştirilmesine dayanır.

    Bu mekanizmayı açmak gerekirse, hücreler arası bilgi alışverişi hormonlar gibi bilinen yolların yanı sıra biyofiziksel anlamda, yani titreşim yoluyla da gerçekleşir. Biorezonans uygulamasında kanser hücrelerinin biyofiziksel bilgileri, kan testiyle tespit edilen frekanslar ya da hastanın patolojik preparatı kullanılarak cihaza aktarılır. Bu bilgi faz kaydırmasıyla modüle edilir, güçlendirilir ve uygun frekans aralığında hastaya geri verilir. Faz kaydırması özünde kanserli hücrenin frekansının tersinin üretilmesidir. Hastaya geri verilen bu frekanslar kanser hücrelerinin biyofiziksel frekanslarını nötrleştirirken, bir yandan da bu hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından tanınmasını destekler. Bağışıklık sisteminin tanımadığı bir tehditle savaşması mümkün değildir, bu yüzden tanınma adımı kritik önemdedir.

    Biorezonansa özel kan testi, hastanın parmağından alınan birkaç damla kanda 6400’ü aşkın maddenin frekans temelli taranmasına olanak tanır. Bu taramada kanserle ilişkili belirteçler prekürsör frekansları, kanser frekansları ve metastaz frekansları olarak üç şekilde karşımıza çıkar. Burada altı çizilmesi gereken nokta şudur. Bu test bir tıbbi tanı aracı değildir ve kanser tanısı yalnızca onkoloji uzmanlığında, patoloji ve görüntüleme yöntemleriyle konur. Frekans taraması bütüncül değerlendirmenin bir parçasıdır ve bulgular her zaman klasik tıbbi tetkiklerle teyit edilmelidir.

    Destekleyici Uygulamalarla Çok Katmanlı Program

    Kanser sürecinde bütüncül desteğin gücü, tek bir yöntemden değil yöntemlerin birbirini tamamlayan etkisinden gelir. Kliniğimizde hastanın durumuna göre biorezonansın yanına farklı uygulamalar planlanabilir.

    Ozon tedavisi, hücresel oksijenlenmeyi ve bağışıklık yanıtını destekleyen, onkoloji hastalarında yorgunluk ve yaşam kalitesi üzerine olumlu etkileri araştırılan bir tamamlayıcı uygulamadır. Andülasyon, mekanik titreşim ve kızılötesi derin ısı kombinasyonuyla dolaşımı ve lenf akışını destekler, ağrı ve gerginliğin hafiflemesine yardımcı olur. Sağlıklı beslenme danışmanlığı, hekim ve diyetisyen iş birliğiyle yürütülür ve hastanın tedavi sürecinde beslenme kaynaklı kayıplar yaşamamasını hedefler. Elektromanyetik arınma ise bardak modelindeki çevresel yüklerin azaltılması ayağını oluşturur.

    Bu uygulamaların hiçbiri tek başına kanser tedavisi değildir. Hepsi, onkoloji tedavisi devam eden hastanın bedenini ve ruhunu güçlendirmeye yönelik destek katmanlarıdır ve hangi katmanların hangi sırayla uygulanacağı her hasta için ayrı planlanır.

    Yumurtalık Kanseri

    Kemoterapi ve Radyoterapi ile Eş Zamanlı Uygulama

    Bütüncül destek programından ameliyat öncesinde ya da sonrasında yararlanılabilir. Hasta kemoterapi ve radyoterapi gibi modern tıp yaklaşımlarına devam ederken bir yandan da destek programı alabilir. İki yaklaşım birbirine olumsuz etki oluşturmaz, aksine sinerji yaratabilir.

    Klinik deneyimlerimiz, biorezonans desteği alan hastaların kemoterapi sonrası dönemi daha rahat geçirdiklerini göstermektedir. Bulantı, halsizlik ve iştahsızlık gibi kemoterapinin bilinen yan etkilerinin hafiflemesi, hastanın tedavi uyumunu ve yaşam kalitesini doğrudan artırır. Radyoterapi tarafında da benzer bir destek söz konusudur ve seans sonrasında hastanın vücudunun rahatlamasına yardımcı olmak mümkündür. Hastanın tüm bu süreçte onkoloji ekibiyle iletişim halinde olması ve tamamlayıcı uygulamaları onkoloji hekimine bildirmesi önerilir.

    Süreç Ne Kadar Sürer ve Başarı Nasıl İzlenir ?

    Yeni tanı almış, metastazı olmayan ve küçük bir kitlesi bulunan hastalarda tamamlayıcı destek programının ana bölümü üç ila dört ay sürer ve sonrasında düzenli kontrollerle devam edilir. Metastazı olan, çoklu organ tutulumu bulunan ya da eş zamanlı kemoterapi ve radyoterapi alan hastalarda bu süreç altı ay ile bir yıl arasında uzayabilir. Bu hastalarda da program sonrası takipler sürdürülür.

    Program sonunda başlangıçta olduğu gibi frekans taramalarıyla değerlendirme yapılır, ancak bu değerlendirme tek başına yeterli sayılmaz. Kliniğimizde kanser hastalarından laboratuvar testleri, MR ve PET CT gibi tıbbi görüntüleme verileri de istenir ve sonuçlar mutlaka klasik tıbbi ölçümlerle teyit edilir. Bilimsel tıbbın ölçüm araçları ne gösteriyorsa gerçek odur ve bizim yaklaşımımız da bu gerçeğin yanında konumlanır.

    Hangi Evrede Destek Alınabilir ?

    Bütüncül destekten kanserin her aşamasında yararlanmak mümkündür ve her evrede hedef farklıdır. Erken evrede destek, vücudun düzenleyici sistemlerinin en güçlü olduğu dönemde verildiği için hastalığın ilerlemesine karşı en güçlü tamamlayıcı katkıyı sunmayı hedefler.

    İleri aşamalarda öncelik hastanın yaşam kalitesi ve konforudur. Bu evrede destek programı, hastanın kendini daha güçlü hissetmesine ve ağır tedavileri daha rahat sürdürmesine yardımcı olmayı amaçlar. Terminal dönem olarak adlandırılan ve artık aktif tedavi seçeneğinin kalmadığı noktada ise destek, palyatif bakım anlayışıyla yürütülür. Hastanın ağrılarının hafifletilmesi, yaşam konforunun artırılması ve rahatlatılması bu dönemin tek ve en değerli hedefidir. Tüm evrelerde değişmeyen bir ilke vardır. Kanser hastalarının morallerini yüksek tutması, tedavi sürecinin tamamında büyük önem taşır.

    Dr. Sinan Akkurt’un Deneyimi

    Dr. Sinan Akkurt’un biorezonansla tanışması bir tesadüf değil, bir ailenin kanserle mücadelesinin ürünüdür. Önce karın zarı kanseri tanısı alan annesi, ardından meme kanseri tanısı alan kız kardeşi, kendisini o dönem henüz derinlemesine bilmediği bu alana yönelten en büyük itici güç olmuştur. Her iki aile bireyi de kanserin ağır özelliklerini taşıyordu ve annesine birkaç aylık ömür biçilmişti.

    Dr. Akkurt, annesi ve kız kardeşine modern tıbbın ameliyat ve kemoterapi imkânlarıyla eş zamanlı olarak biorezonans desteği uyguladı. Altı ay sonraki kontrollerde tek bir kanser hücresine bile rastlanmadığına tanıklık etti. Her iki aile bireyi de sağlıkla yaşamlarını sürdürmektedir ve Dr. Akkurt, kanseri atlatan kız kardeşinden üçüncü kez dayı olmuştur.

    Bu sayfadaki en önemli paragraf burasıdır. Bütüncül tıp, fonksiyonel tıp ve biorezonans uygulamaları kanser tedavisinin alternatifi değildir ve asla onkoloji tedavisinin yerine geçmez. Ameliyat, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler kanserle mücadelenin bilimsel temelidir ve bu temelden uzaklaşmak hayati risk taşır. Tamamlayıcı destek programına başlarken mevcut onkoloji tedavinizi sürdürmeniz ve onkoloji hekiminizi bilgilendirmeniz gerekir. Hiçbir yöntem kanser için yüzde yüz kesin sonuç ya da garanti vaat edemez ve bu tür vaatlerde bulunan söylemlere itibar edilmemelidir. Bu sayfada anlatılan kişisel tanıklıklar ve klinik gözlemler, genelleştirilebilir tedavi sonuçları olarak değerlendirilmemelidir. 

    Sık Sorulan Sorular

    Bütüncül tıp kanseri tedavi eder mi ?

    Bütüncül tıp bir tamamlayıcı destek yaklaşımıdır, kanserin ana tedavisi değildir ve onkoloji tedavisinin yerine geçmez. Rolü, bağışıklık sistemini desteklemek, kök nedenlere yönelmek, ana tedavilerin yan etkilerini azaltmaya yardımcı olmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir.

    Kemoterapi alırken destek programına katılabilir miyim ?

    Evet. Destek programı kemoterapi ve radyoterapiyle eş zamanlı uygulanabilir. İki yaklaşım birbirini olumsuz etkilemez, aksine sinerji oluşturabilir. Hastalarımızın önemli bir bölümü kemoterapi dönemini bu destekle daha rahat geçirmektedir. Onkoloji hekiminizi bilgilendirmenizi öneririz.

    Uygulamalar ağrılı mıdır, yan etkisi var mıdır ?

    Biorezonans ve andülasyon seansları ağrısızdır ve bilinen bir yan etkileri yoktur. Ozon tedavisi deneyimli hekim kontrolünde ve uygun protokolle uygulanır. Tüm program, hastanın genel durumu değerlendirilerek kişiye özel planlanır.

    Destek programı ne kadar sürer ?

    Metastazı olmayan erken evre hastalarda ana program üç ila dört ay sürer. İleri evrede ya da eş zamanlı kemoterapi ve radyoterapi alan hastalarda bu süre altı ay ile bir yıla uzayabilir. Tüm hastalarda program sonrası düzenli takip sürdürülür.

    Kanserin hangi evresinde başvurabilirim ?

    Her evrede başvurabilirsiniz. Erken evrede hedef hastalığın ilerlemesine karşı destek olmaktır. İleri evrede yaşam kalitesi ve konfor önceliklidir. Terminal dönemde ise palyatif yaklaşımla ağrıların hafifletilmesi ve rahatlama hedeflenir.

    Biorezonans testi kanseri teşhis edebilir mi ?

    Hayır. Biorezonansa özel kan testi bir tıbbi tanı aracı değildir. Frekans taraması bütüncül değerlendirmenin parçasıdır ve bulgular her zaman görüntüleme ile laboratuvar tetkikleriyle teyit edilmelidir. Kanser tanısı yalnızca onkoloji uzmanlığında konur.

    Fonksiyonel tıp değerlendirmesi neleri kapsar ?

    Bağırsak sağlığı, kronik inflamasyon, hormonal denge, toksin yükü, besin eksiklikleri ve yaşam tarzı faktörleri değerlendirilir. Çıkan harita, kişiye özel beslenme ve destek programına dönüştürülür. Amaç bedenin hastalığa zemin hazırlayan koşullarını düzeltmektir.

    Ailemde kanser öyküsü var, korunmak için ne yapabilirim ?

    Tüm kanserlerin yalnızca yüzde 5 ila 10’u tamamen kalıtsaldır. Bardak modelinde genetik yük değiştirilemez ama çevresel ve yaşam tarzı yükleri azaltılabilir. Sigarayı bırakmak, sağlıklı beslenmek, stresi yönetmek ve düzenli kontrollerden geçmek korunmanın temelidir. Aile öykünüz varsa tıbbi tarama programınızı ihmal etmeyin.

    Tedavimin işe yaradığını nasıl anlayacağız ?

    Program sonunda frekans taramaları tekrarlanır ancak asıl değerlendirme tıbbi ölçümlerle yapılır. Laboratuvar testleri, MR ve PET CT gibi görüntüleme verileri istenir ve sonuçlar onkoloji takibinizle birlikte yorumlanır.

    Dr. Sinan Akkurt Kliniğinde Bütüncül Kanser Desteği

    Dr. Sinan Akkurt 2007 yılından bu yana İzmir Bornova’daki özel kliniğinde hizmet vermektedir ve biorezonans metodunu ülkemize tanıtan hekimdir. 25 yılı aşkın hekimlik deneyimiyle, kanser tanısı alan yüzlerce hastanın modern tıbbi tedavilerine bütüncül ve fonksiyonel tıp destek programlarıyla eşlik etmiştir.

    Sizin ya da bir yakınınızın tedavi sürecinde tamamlayıcı destek hakkında bilgi almak ve ön görüşme planlamak için bize ulaşabilirsiniz. Görüşmeleriniz gizlilik ilkesiyle yürütülür.

    Telefon — +90 (232) 343 55 22
    GSM ve WhatsApp — +90 (530) 387 46 87
    Adres — Kazım Dirik Mah, 372/8. Sk., No 48, 35100 Bornova/İzmir