Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

BlogWEB-TVKanserYaşın Kanser Üzerindeki Etkileri

Yaşın Kanser Üzerindeki Etkileri

Medicinal 2 Yaşın Kanser Üzerindeki Etkileri

Kanserde hastanın yaşı ne kadar etkili?

Kanser, uzun yıllar boyunca yaşla güçlü bir şekilde ilişkilendirilen bir hastalıktı. “Yaş ne kadar büyükse kansere yakalanma riski de o kadar fazla” görüşü, tıbbi literatürde uzun süre kabul görmüştü. Çünkü hücrelerdeki DNA hasarları zamanla birikir, bağışıklık sistemi yaşla birlikte zayıflar ve onarım mekanizmaları yavaşlardı. Aslında bugüne kadar kanserde hastanın yaşı çok önemliydi. Ancak son yıllarda kanser vakalarındaki dramatik değişim yaşın kanser üzerindeki etkileri konusunu sorgulanır hale getirdi.

Yaşın Rolü Değişiyor mu?

Günümüzde özellikle meme, kolorektal (kalın bağırsak), tiroid, pankreas ve böbrek kanserleri gibi birçok kanser türünde tanı yaşı giderek küçülüyor. 40 yaş altı yetişkinlerde bile kanser görülme sıklığı artıyor. Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli ulusal kanser kayıtları, erken yaş grubundaki kanser vakalarının son 20-30 yılda belirgin şekilde yükseldiğini gösteriyor.

Bu durumun en önemli nedenlerinden biri, genetik yatkınlık dışında, modern yaşamın getirdiği çevresel yük olarak kabul ediliyor. Toksik kimyasallar, ağır metaller, hava kirliliği, işlenmiş gıdalar, kronik stres, hormon bozucular (plastiklerdeki BPA, pestisitler vb.) ve hareketsiz yaşam tarzı gibi faktörler genç yaşlarda bile hücre hasarını hızlandırıyor. Sigara, alkol ve obezite gibi değiştirilebilir risk faktörleri de bu tabloya ekleniyor.

 Yaşın Kanser Üzerindeki Etkileri Hala Önemli mi?

Evet, yaş hala etkili bir faktördür ama artık tek başına belirleyici değildir:

İleri yaşta kanser. Daha yavaş ilerleyebilen, düşük agresiflikte tümörler sık görülür. Ancak tedavi toleransı düşebilir (kalp, böbrek gibi organların yorgunluğu nedeniyle).

Genç yaşta kanser. Genellikle daha agresif ve hızlı ilerleyen tipler ortaya çıkabilir. Öte yandan genç hastalar tedaviye (kemoterapi, immünoterapi, cerrahi) daha iyi tolerans gösterir ve iyileşme potansiyeli daha yüksektir.

Orta yaş grubu. Hem risk hem de tedavi başarısı açısından en kritik dönemdir.

Sonuç olarak yaş, kanserin görülme sıklığını ve seyrini etkilese de, çevresel faktörler giderek daha baskın hale geliyor. Yaşınız kaç olursa olsun “benim yaşım erken, kanser olmaz” demek artık doğru değil.

Yaşın Kanser Üzerindeki Etkileri
Yaşın Kanser Üzerindeki Etkileri

Erken Teşhis İçin Ne Yapmalısınız?

Yaşınız kaç olursa olsun kanser için “benim yaşım erken” demeyin. Mutlaka yılda bir kere tüm tahlillerinizi yaptırıp bir check-up’tan geçin. Özellikle şu risk grupları daha dikkatli olmalıdır:

  • Ailede kanser öyküsü olanlar
  • Sigara kullananlar veya sigara dumanına maruz kalanlar
  • Obezite, diyabet veya kronik inflamasyonu olanlar
  • Yüksek oranda işlenmiş gıda tüketenler
  • Çevresel toksinlere (kimyasal iş yerleri, tarım ilaçları vb.) maruz kalanlar

Önerilen temel kontroller:

  • Tam kan sayımı ve biyokimya
  • Tiroid fonksiyon testleri
  • Tümör belirteçleri (doktorunuz uygun görürse)
  • Yaş ve cinsiyete göre mamografi, kolonoskopi, PAP smear, PSA testi gibi taramalar
  • Akciğer röntgeni veya düşük doz BT (sigara içenlerde)

Yaş Önemli Ama Tek Başına Yeterli Değil

Yaşın kanser üzerindeki etkileri eskisi kadar mutlak bir belirleyici olmaktan çıkıyor. Modern dünyanın getirdiği toksin, ağır metal ve çevresel faktörlerin yükü nedeniyle genç yaşlarda bile kanser riski artıyor. Bu nedenle yaşınız ne olursa olsun düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek hayati önem taşıyor.

Kanser erken yakalandığında tedavi başarı şansı çok daha yüksektir. “Erken” demek sadece genç yaş demek değildir; erken teşhis demektir. Vücudunuzu dinleyin, belirtileri ciddiye alın ve yılda en az bir kez kapsamlı bir check-up yaptırın.

Sağlıklı ve bilinçli bir yaşam, kansere karşı en güçlü kalkanınızdır.

https://sinanakkurt.com.tr/dr-sinan-akkurt/

Dr. Sinan AkkurtFonksiyonel Tıp, Longevity ve Biyorezonans alanlarında çalışan, ulusal ve uluslararası kongrelerde konuşmacı olarak yer alan Tıp Doktoru ve Tıbbi Biyokimya Doktoru.Dr. Sinan Akkurt, 2000 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, meslek hayatına Manisa'da Aile Hekimi olarak başlamıştır. Dokuz yıl süren kamu hizmetinin ardından akademik kariyerine yönelerek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlamış ve Tıbbi Biyokimya Doktoru (PhD) unvanını almıştır.Mesleki gelişimini yalnızca klasik tıp ile sınırlamayan Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Fonksiyonel İmmünoloji, Biyorezonans, Ozon Tedavisi, Akupunktur, Fitoterapi, Homeopati, Mezoterapi, Proloterapi, Hirudoterapi, Apiterapi, GAPS yaklaşımı, Hipnoz ve Psikolojik Kinezyoloji başta olmak üzere çok sayıda tamamlayıcı tıp alanında yurt içi ve yurt dışında ileri düzey eğitimler almıştır.2007 yılından bu yana İzmir Bornova'daki özel kliniğinde hizmet veren Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Longevity (Sağlıklı Yaş Alma), Biyorezonans, bağırsak sağlığı ve mikrobiyota, kronik hastalıklar, otoimmün hastalıklar, sigara ve alkol bağımlılığı tedavileri ile destekleyici onkoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.