Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

BlogAlkolAlkol bağımlısı kime denir? Nasıl tedavi edilir?

Alkol bağımlısı kime denir? Nasıl tedavi edilir?

Medicinal 2 Alkol bağımlısı kime denir? Nasıl tedavi edilir?

Alkol Bağımlısı Kime Denir ve Nasıl Tedavi Edilir ?

Her akşam iş dönüşü bir iki kadeh şarap içen komşunuzla, sabah gözünü açar açmaz kolonya şişesine uzanan kişi aynı kefeye konulabilir mi? Bu sorunun yanıtı, alkol bağımlılığının ne denli karmaşık ve çoğu zaman yanlış anlaşılan bir durum olduğunu gözler önüne seriyor. Toplumda alkol kullanan herkesin otomatikman bağımlı sayılması yaygın bir yanılgıdır. Oysa içkiyle kurulan ilişkinin niteliği, miktarından çok daha belirleyicidir.

Sosyal İçici ile Bağımlı Arasındaki Çizgi

Düzenli alkol tüketen pek çok kişi aslında sosyal içici statüsündedir. Bu kişiler belirli bir ritüele bağlı kalırlar. Hafta sonu akşam yemeğinde bir kadeh rakı, arkadaş buluşmasında bir iki bira gibi. Alkol onlar için ana odak değil, sosyal ortamın bir parçasıdır. İçmeyeceklerini bilseler keyifleri kaçmaz, başka bir aktiviteyle rahatlıkla yer değiştirebilirler. Vücutlarında oluşan fizyolojik bir yoksunluk hissetmezler. Bir hafta, bir ay hatta daha uzun süre alkolsüz geçirebilirler ve bu durum onlarda huzursuzluk yaratmaz.

Bağımlılık noktası ise tam olarak burada belirir. Kişi artık içmeyi kontrol edemez hale geldiğinde, yani alkol onun için bir seçenek olmaktan çıkıp zorunluluk haline geldiğinde bahsettiğimiz tablo değişir. Sabahları elleri titreyerek uyanan, midyesi bulanan, terleyen birinin önceki gece ne kadar içtiği önemli değildir. Vücut fizyolojik olarak alkol beklemektedir ve bu beklenti karşılanmadığında beden isyan eder. İşte bu noktada kişi, içebileceği her şeye yönelir. Etil alkol içeren kolonya, tiner, hatta bazı umutsuz vakalarda gazyağı bile tüketilebilir. Bu davranış biçimi, bağımlılığın kontrolden çıktığının en çarpıcı göstergesidir.

Dr. Sinan Akkurt ile alkol bağımlılığı tedavisi
Dr. Sinan Akkurt ile alkol bağımlılığı tedavisi

Bağımlılığın Görünmez İlerleyişi

Alkol bağımlılığı bir gecede oluşmaz. Genellikle yıllar içinde kademeli olarak derinleşen bir süreçtir. Başlangıçta haftada bir içilen birkaç kadeh, zamanla hafta içine yayılır. Miktarlar yavaş yavaş artar. Kişi kendini “stres atıyorum”, “uykum açılsın”, “sadece bugün” gibi gerekçelerle avutur. Aile bireyleri ise değişimi fark eder ama genellikle ses çıkarmakta tereddüt ederler. “Canı istiyor, zararı yok” denilerek geçiştirilen durumlar, yıllar sonra kontrol edilemez bir hal alabilir.

Bağımlılığın ilerlediğini gösteren bazı somut işaretler vardır. Dolaplarda, arabada, iş yerinde gizli içki stokları bulunması sık rastlanan bir durumdur. Kişi içtiği miktarı sürekli olarak küçümsemeye çalışır. “Sadece iki kadeh içtim” derken aslında şişenin yarısı gitmiş olabilir. Alkolü kesince titreme, terleme, uykusuzluk, huzursuzluk yaşayan biri, bedensel bağımlılık geliştirmiştir. Sosyal hayattan çekilme, iş performansında düşüş, yasal sorunlar, ilişkilerde gerilimler de beraberinde gelen diğer belirtilerdir.

Tedavinin Temel Koşulu

Alkol bağımlılığının tedavisinde ilaçlar, terapiler, destek grupları gibi pek çok araç bulunur. Ancak tüm bunların önünde, tedavinin asıl motorunu oluşturan bir unsur vardır. Kişinin kurtulmayı gerçekten istemesi. Bağımlılık tedavilerinde en büyük engel, hastanın kendini hasta hissetmemesidir. Aile baskısıyla, mahkeme kararıyla, iş yerinin zorlamasıyla gelen biri, masada otursa da zihnen orada olmayabilir. Bu tür girişimler genellikle kısa süreli düzelmelerle sonuçlanır, sonra eski düzene dönülür.

Kararlılık dediğimiz şey, sadece “bırakacağım” demek değildir. Kişinin hayatını, alkolün yerini dolduracak yeni alışkanlıklarla yeniden kurmaya hazır olması gerekir. Boşalan zamanı nasıl değerlendireceğini, stresle nasıl baş edeceğini, sosyal ortamlarda kendini nasıl koruyacağını düşünmüş olmalıdır. Bu hazırlık aşaması, tedavinin en kritik ama en çok göz ardı edilen bölümüdür.

Tedavi Seçenekleri ve AMATEM

Türkiye’de alkol bağımlılığı tedavisi konusunda en kapsamlı hizmeti AMATEM merkezleri sunmaktadır. Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezleri, hem ayaktan hem yatarak tedavi imkanı sağlar. Detoksifikasyon süreci, yani vücuttan alkolün tamamen atılması aşaması, tıbbi gözetim altında gerçekleştirilmelidir. Çünkü ağır bağımlılarda ani bırakma, hayati tehlike oluşturabilecek sarsıntı nöbetlerine yol açabilir. Bu süreçte doktor kontrolünde ilaçlar kullanılarak, kişinin fiziksel olarak güvenli bir geçiş yaşaması sağlanır.

AMATEM’deki tedavi sadece detoksla sınırlı değildir. Grup terapileri, bireysel görüşmeler, aile danışmanlığı gibi hizmetler de sunulur. Bağımlı kişinin yanı sıra aile bireylerinin de destek alması büyük önem taşır. Çünkü bağımlılık, yalnızca bireyi değil, çevresindeki herkesi etkileyen bir sistem sorunudur. Eşlerin, çocukların, anne babaların yaşadığı yıkım, tedavinin başarısı için ele alınması gereken bir diğer boyuttur.

Biorezonans Desteği

Geleneksel tedavilere ek olarak son yıllarda biorezonans yöntemi de dikkat çekmektedir. Bu teknik, vücuttaki elektromanyetik dalgaları ölçerek, alkol maddesine karşı oluşmuş olumsuz frekansları nötralize etmeyi amaçlar. Özellikle sigara ve alkol gibi maddesel bağımlılıklarda, kişinin içme dürtüsünü tetikleyen bedensel hafızanın silinmesine yardımcı olduğu düşünülür. Ağrısız, ilaçsız ve invaziv olmayan bir uygulama olması, pek çok kişi için cazip bir alternatif oluşturur.

Biorezonans tek başına bir mucize çözüm değildir. Ancak kararlı bir bireyin, diğer destek mekanizmalarıyla birlikte kullandığında, dürtü kontrolünü güçlendirebilir. Özellikle tedavi sonrası dönemde, relaps yani geri dönme riskinin yüksek olduğu ilk aylarda, ek bir destek aracı olarak değerlendirilebilir. Uygulama öncesinde bu alanda deneyimli bir hekimle görüşülmesi ve kişinin durumunun değerlendirilmesi şarttır.

Tedavi Sonrası Süreç

Alkol bağımlılığında tedavi bitince iyileşme tamamlanmış sayılmaz. Tam tersine, asıl zorlu yol burada başlar. Eski içki arkadaşlarıyla aynı masaya oturmak, geçmişin hatırlatıldığı mekanlara gitmek, stresli bir günün ardından “sadece bir kadeh” düşüncesi, kişiyi yeniden esaretin içine çekebilir. Bu nedenle pek çok uzman, bağımlılar için tam bir abstinans yani tamamen alkolsüz yaşam önerir. “Kontrollü içme” denemeleri genellikle başarısızlıkla sonuçlanır.

Korunma stratejileri kişiden kişiye değişir. Bazıları için spor yapmak, yürüyüşe çıkmak etkili bir kaçış yolu olur. Bazıları müzik, resim, bahçecilik gibi hobilerle meşgul olmayı tercih eder. Önemli olan, alkolün boşalttığı alanı başka anlamlı faaliyetlerle doldurmaktır. Destek grupları da bu süreçte hayati rol oynar. Kendi deneyimlerini paylaşan, düşme kaldırma yaşayan insanların arasında olmak, yalnız olmadığını hissetmek, motivasyonu diri tutar.

Aile ve Çevrenin Rolü

Bağımlı kişinin yakınları, genellikle çaresizlik ve yorgunluk içinde kıvranır. Suçluluk, utanç, öfke, merhamet gibi çelişkili duygular bir arada yaşanır. En sık yapılan hatalardan biri, bağımlıyı kurtarma çabasıdır. Borç ödemek, iş bulmak, yalan söylemek, krizleri geçiştirmek gibi davranışlar aslında bağımlılığı besler. Buna kod bağımlılık denir ve tedaviyi zorlaştırır.

Aile bireylerinin kendileri için de destek alması, sınırlar koyması, bağımlının seçimlerinin sorumluluğunu ona bırakması gerekir. Bu kolay değildir, özellikle ebeveynler için yürek burkan bir durumdur. Ancak sevginin, acımasız gerçekleri söylemekten kaçınmadığı, kişiyi yüzleştirdiği zaman gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Erken Müdahalenin Önemi

Bağımlılık ne kadar ilerlerse, tedavi o kadar zorlaşır. Karaciğer hasarı, sinir sistemi bozuklukları, psikiyatrik eşlik eden hastalıklar gibi komplikasyonlar eklendikçe, iyileşme yolu uzar. Bu nedenle kişinin kendinde veya yakınında bir sorun olduğunu fark ettiği anda harekete geçmesi çok değerlidir. “Daha vakit var”, “kendi kendine bırakır” gibi düşünceler, kaybedilecek zamanın telafisi zor sonuçlar doğurur.

Alkol bağımlılığı bir ahlak zafiyeti değil, tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Bu çerçevede bakıldığında, yardım istemek bir zayıflık değil, güç göstergesidir. Kişinin kendi hayatının kontrolünü yeniden ele alma iradesi, en zorlu bağımlılıkları bile aşılabilir kılar. Önemli olan ilk adımı atmak, sonra da her gün o adımı tekrarlamaktır.

https://sinanakkurt.com.tr/dr-sinan-akkurt/

Dr. Sinan AkkurtFonksiyonel Tıp, Longevity ve Biyorezonans alanlarında çalışan, ulusal ve uluslararası kongrelerde konuşmacı olarak yer alan Tıp Doktoru ve Tıbbi Biyokimya Doktoru.Dr. Sinan Akkurt, 2000 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, meslek hayatına Manisa'da Aile Hekimi olarak başlamıştır. Dokuz yıl süren kamu hizmetinin ardından akademik kariyerine yönelerek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlamış ve Tıbbi Biyokimya Doktoru (PhD) unvanını almıştır.Mesleki gelişimini yalnızca klasik tıp ile sınırlamayan Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Fonksiyonel İmmünoloji, Biyorezonans, Ozon Tedavisi, Akupunktur, Fitoterapi, Homeopati, Mezoterapi, Proloterapi, Hirudoterapi, Apiterapi, GAPS yaklaşımı, Hipnoz ve Psikolojik Kinezyoloji başta olmak üzere çok sayıda tamamlayıcı tıp alanında yurt içi ve yurt dışında ileri düzey eğitimler almıştır.2007 yılından bu yana İzmir Bornova'daki özel kliniğinde hizmet veren Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Longevity (Sağlıklı Yaş Alma), Biyorezonans, bağırsak sağlığı ve mikrobiyota, kronik hastalıklar, otoimmün hastalıklar, sigara ve alkol bağımlılığı tedavileri ile destekleyici onkoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir