Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

BlogWEB-TVKanserKanser tedavisi sırasında enfeksiyon riski artar mı?

Kanser tedavisi sırasında enfeksiyon riski artar mı?

Medicinal 3 Kanser tedavisi sırasında enfeksiyon riski artar mı?

Kanser tedavisi, hastalar ve yakınları için hem umut dolu hem de zorlu bir süreçtir. Kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler gibi yöntemler kanser hücrelerini hedef alırken, vücudun sağlıklı hücrelerini de etkileyebilir. Bu süreçte en sık karşılaşılan ve ciddi sonuçlara yol açabilen komplikasyonlardan biri enfeksiyon riskinin artmasıdır.

Kanser tedavisi sırasında bazı riskler ortaya çıkmaktadır. Bunlardan bir tanesi de enfeksiyon riskidir. Çünkü klasik tıp metotlarında kanser hücresi tedavi edilirken, yani yok edilirken, kemoterapi ve radyoterapinin yan etkilerinden bir tanesi bağışıklık sisteminin baskılanmasıdır. Dolayısıyla bağışıklık sisteminin baskılanmasına da sebep olan klasik tedavilerde maalesef enfeksiyon riski de olabilmekte.

Neden Enfeksiyon Riski Artar?

Kemoterapi ve radyoterapi, hızla çoğalan hücreleri hedef alır. Bu sırada kemik iliğinde üretilen beyaz kan hücreleri (nötrofil, lenfosit vb.) de olumsuz etkilenir. Özellikle nötropeni (nötrofil sayısının düşmesi) durumunda vücudun bakteri, virüs ve mantarlara karşı savunma mekanizması büyük ölçüde zayıflar.

  • Nötrofil sayısı 500/mm³ altına düştüğünde enfeksiyon riski ciddi şekilde yükselir.
  • Enfeksiyonlar genellikle akciğer, idrar yolları, ağız ve ciltte görülür.
  • Ateş, titreme, halsizlik gibi belirtiler hızlı ilerleyebilir ve sepsis gibi hayatı tehdit eden tablolara dönüşebilir.

Bağışıklık baskılanması sadece kemoterapi ve radyoterapiyle sınırlı değildir. Bazı hedefe yönelik ilaçlar ve yüksek doz steroidler de enfeksiyon yatkınlığını artırır. Bu nedenle kanser tedavisi gören hastalar “nötropenik ateş” açısından yakından takip edilir ve profilaktik antibiyotikler, antifungal ilaçlar veya büyüme faktörleri (G-CSF) kullanılabilir.

Enfeksiyon Riskini Azaltmak İçin Temel Önlemler

Kendi kendinizi enfeksiyondan korumayı öğrenmemiz lazım. Tedavi sırasında hijyen kurallarına sıkı sıkıya uymak hayati önem taşır:

  • Elleri sık sık sabunla en az 20 saniye yıkamak veya alkol bazlı dezenfektan kullanmak.
  • Kalabalık ortamlardan, hasta kişilerden uzak durmak.
  • Çiğ sebze-meyve, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi pişmemiş etlerden kaçınmak.
  • Ağız hijyenine özen göstermek (günlük fırçalama + tuzlu su gargarası).
  • Maske takmak ve sosyal mesafeyi korumak (özellikle nötropeni dönemlerinde).
  • Evcil hayvanlarla temas sonrası elleri yıkamak ve kum kabını başkasına temizletmek.

Ayrıca düzenli kan sayımı takibi, ateş ölçümü ve en ufak belirti durumunda hemen doktora başvurmak enfeksiyonların erken yakalanmasını sağlar.

Kanser tedavisi sırasında enfeksiyon riski artar mı?
Kanser tedavisi sırasında enfeksiyon riski artar mı?

Tamamlayıcı Tıp Yöntemleriyle Destek

Bu tür riskleri azaltabilmek için de beraberinde tamamlayıcı tıp metotlarını da uygulayabilirsiniz. Örneğin biorezonans metodu kemoterapi ve radyoterapi ile beraber kombine, etkili bir şekilde kullanılmakla beraber hem kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapinin yan etkilerini azaltıp etkinliğini artırabildiği gibi bağışıklık sistemini de destekleyebilmektedir ve pozitif olarak bu desteği artırabilmektedir.

Biorezonans, frekans bazlı bir yaklaşım olarak bağışıklık sisteminin dengelenmesine ve toksin yükünün azaltılmasına yardımcı olabilir. Bazı klinik tecrübelerde, biorezonans desteği alan hastalarda kemoterapiye bağlı yorgunluk, bulantı ve bağışıklık düşüklüğünün daha hafif seyrettiği gözlenmiştir.

Bununla beraber yine ozon tedavisinin de doğru dozda ve ehil ellerde uygulanan ozon tedavisi de yine kanser rahatsızlığında bağışıklığı güçlendiren yardımcı metotlardan bir tanesidir.

Ozon tedavisi, kontrollü dozlarda uygulandığında antioksidan etki yaratır, doku oksijenasyonunu artırır, dolaşımı iyileştirir ve bağışıklık hücrelerini (NK hücreleri, T lenfositleri) aktive edebilir. Özellikle düşük-orta doz ozon, kemoterapi sırasında bağışıklık sistemini destekleyerek enfeksiyon riskini dolaylı yoldan azaltmaya katkı sağlayabilir. Yüksek doz uygulamalar ise bazı durumlarda farklı etkiler gösterir ve mutlaka uzman kontrolünde yapılmalıdır.

Bütüncül Bir Yaklaşım Şart

Kanser tedavisi sırasında enfeksiyon riski artar mı? Evet, özellikle kemoterapi ve radyoterapi dönemlerinde bağışıklık baskılanması nedeniyle risk belirgin şekilde yükselir. Ancak bu risk yönetilebilir. Hijyen kurallarına uymak, düzenli tıbbi takip ve doktorunuzun onayladığı tamamlayıcı yöntemler (biorezonans, ozon tedavisi gibi) ile desteklenerek enfeksiyon olasılığı azaltılabilir.

En önemli nokta, hiçbir tamamlayıcı yöntemin standart kanser tedavisinin yerini alamayacağıdır. Onkoloğunuzla açık iletişim kurun, kullanmak istediğiniz her yöntemi mutlaka tedavi ekibinize danışın. Biorezonans ve ozon gibi yöntemler, doğru ellerde ve uygun dozda uygulandığında kemoterapi/radyoterapi yan etkilerini hafifletebilir, bağışıklığı destekleyebilir ve genel yaşam kalitesini artırabilir.

Kanser tedavisi zorlu bir yolculuktur. Kendinizi enfeksiyondan korumak, bağışıklığınızı mümkün olduğunca güçlü tutmak ve ruhsal olarak da desteklenmek bu yolculuğu daha kolay hale getirebilir. Her adımda bilimsel temelli ve bütüncül bir yaklaşım benimseyin. Sağlığınıza ve yaşam kalitenize özen gösterin.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Kanser tedavisi sırasında herhangi bir yöntem (tamamlayıcı veya alternatif) uygulamadan önce mutlaka onkoloğunuza danışın. Enfeksiyon riski ciddi bir konudur ve profesyonel tıbbi takip şarttır.

https://sinanakkurt.com.tr/dr-sinan-akkurt/

Dr. Sinan AkkurtFonksiyonel Tıp, Longevity ve Biyorezonans alanlarında çalışan, ulusal ve uluslararası kongrelerde konuşmacı olarak yer alan Tıp Doktoru ve Tıbbi Biyokimya Doktoru.Dr. Sinan Akkurt, 2000 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, meslek hayatına Manisa'da Aile Hekimi olarak başlamıştır. Dokuz yıl süren kamu hizmetinin ardından akademik kariyerine yönelerek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlamış ve Tıbbi Biyokimya Doktoru (PhD) unvanını almıştır.Mesleki gelişimini yalnızca klasik tıp ile sınırlamayan Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Fonksiyonel İmmünoloji, Biyorezonans, Ozon Tedavisi, Akupunktur, Fitoterapi, Homeopati, Mezoterapi, Proloterapi, Hirudoterapi, Apiterapi, GAPS yaklaşımı, Hipnoz ve Psikolojik Kinezyoloji başta olmak üzere çok sayıda tamamlayıcı tıp alanında yurt içi ve yurt dışında ileri düzey eğitimler almıştır.2007 yılından bu yana İzmir Bornova'daki özel kliniğinde hizmet veren Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Longevity (Sağlıklı Yaş Alma), Biyorezonans, bağırsak sağlığı ve mikrobiyota, kronik hastalıklar, otoimmün hastalıklar, sigara ve alkol bağımlılığı tedavileri ile destekleyici onkoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.