Memede kitle olmadan kanser olur mu?

Meme kanseri tanısı alan birçok hasta tedavi sürecine kitle bulgusuyla başlamaktadır. Ancak meme kanserinin her zaman elle hissedilebilir bir kitle ile ortaya çıkmadığı bilinmektedir. Bu durum hem erken tanı hem de hastalığın seyri açısından önem taşımaktadır. Bu makalede meme kanserinin kitle dışındaki belirtilerini risk faktörlerini ve erken tanı yöntemlerini ele alacağız.
Meme Kanserinin Görünümü ve Tanısı
Meme kanseri tanısı konulan hastaların önemli bir bölümü muayene sırasında doktor tarafından fark edilen değişikliklerle tanı almaktadır. Elle muayenede hissedilebilir kitle meme kanserinin en bilinen bulgusu olmakla birlikte hastalığın tek göstergesi değildir. Meme kanserleri farklı biyolojik alt tiplere sahip olmakta ve her biri farklı klinik davranış sergilemektedir. Bazı kanser türleri diffüz yayılım göstermekte ve sınırları net olmayan bir sertlik şeklinde kendini belli etmektedir. Bu durumda klasik anlamda bir kitle oluşmamakta ancak meme dokusunda genel bir sertleşme hissedilmektedir. İnflamatuar meme kanseri ise meme derisinde kızarıklık şişlik ve portakal kabuğu görünümü ile kendini göstermekte olup kitle bulgusu yer almayabilmektedir.
Kitle Dışındaki Erken Uyarı İşaretleri
Meme kanserinin kitle oluşturmadan ortaya çıkabileceği çeşitli belirtiler bulunmaktadır. Meme başından gelen kanlı veya şeffaf akıntı özellikle tek taraflı ve spontan ise dikkat edilmesi gereken bir bulgudur. Meme başının içe çökmesi veya yön değiştirmesi meme dokusundaki çekici kitlelerin belirtisi olabilmektedir. Meme derisinde kalıcı kızarıklık soyulma veya deri kalınlaşması Paget hastalığı veya inflamatuar kanser düşündürebilmektedir. Meme altında veya koltuk altında oluşan şişlikler lenf nodu tutulumunu işaret edebilmektedir. Bu durumda meme dokusunda elle hissedilebilir bir kitle olmayabilir. Meme boyutunda ani değişiklik bir memenin diğerine göre belirgin şekilde büyümesi veya küçülmesi de kanser belirtisi olabilmektedir. Meme derisinde portakal kabuğu görünümü lenfatik drenajın bozulduğunu göstermekte ve ileri evre hastalığa işaret edebilmektedir.
Mamografi tarama programları kitle oluşmadan önce mikrokalsifikasyonları tespit edebilmektedir. Mikrokalsifikasyonlar meme dokusunda biriken kalsiyum tuzlarıdır ve bazı dağılım paternleri kanser riskini artırmaktadır. Pleomorfik lineer ve segmental dağılım gösteren mikrokalsifikasyonlar biyopsi gerektirmektedir. Ultrasonografi meme dokusundaki kistik ve solid lezyonları ayırt etmekte kullanılmaktadır. Bazı kanserler kistik yapıda olabilmekte ve kitle hissi vermeyebilmektedir. Manyetik rezonans görüntüleme meme dokusunun detaylı değerlendirilmesinde kullanılmakta ve mamografide belirsiz olan durumlarda yardımcı olmaktadır. Meme kanseri bazen meme dışı ilk bulgu ile ortaya çıkabilmektedir. Kemik ağrısı karaciğer büyümesi veya akciğer nodülleri ileri evre hastalığın belirtileri olabilmektedir.
Risk Faktörleri ve Bilinçli Takip
Meme kanseri riskini artıran çeşitli faktörler bulunmaktadır. Aile öyküsü özellikle birinci derece akrabalarda meme veya over kanseri öyküsü riski artırmaktadır. BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları taşıyan bireylerde yaşam boyu meme kanseri riski yüksek olmaktadır. Erken adet görme geç menopoz ve nulliparite yani hiç doğum yapmamış olma hormon maruziyetini uzatarak riski artırmaktadır. Yoğun meme dokusu mamografide kitle tespitini zorlaştırmakta ve kanser riskini de artırmaktadır. Önceki meme biyopsisinde atipik hücreler saptanması ileri dönük kanser riskini yükseltmektedir. Bu risk faktörlerine sahip bireyler düzenli klinik muayene ve görüntüleme ile takip edilmelidir. Meme kendi kendine muayenesi her ay düzenli olarak yapılmalı ve değişiklikler hekime bildirilmelidir.
Erken evrede tanılandığında tedavi başarısı yüksek olmaktadır. Beş yıllık sağkalım oranları lokalize hastalıkta yüzde doksan dokuz seviyelerine ulaşmaktadır. Türkiye’de kırk ila altmış dokuz yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi taraması ücretsiz olarak sunulmaktadır. Tarama programları kitle oluşmadan önce hastalığı yakalama potansiyeli taşımaktadır. Klinik muayenede elle hissedilebilir kitle genellikle iki santimetreden büyük olmaktadır. Mamografi ile çok daha küçük lezyonlar tespit edilebilmekte ve erken müdahale olanak tanınmaktadır. Tanılanan alan hastaların önemli bir bölümü tarama mamografisi sırasında asemptomatik olarak saptanmaktadır. Bu durum kitle oluşmadan önce tanının mümkün olduğunu kanıtlamaktadır.
Meme kanseri her zaman elle hissedilebilir bir kitle ile kendini göstermemektedir. Meme başı akıntısı deri değişiklikleri lenf nodu şişliği ve mikrokalsifikasyonlar kitle dışındaki önemli bulgulardır. Bu nedenle sadece kitle arayışıyla sınırlı kalmamak meme dokusundaki tüm değişiklikleri ciddiye almak gerekmektedir. Düzenli tarama programları klinik muayene ve bilinçli takip erken tanı için hayati öneme sahiptir. Risk faktörleri taşıyan bireyler daha sık takip edilmeli ve şüpheli bulgularda gecikmeden değerlendirilmelidir. Meme sağlığı düzenli kontroller ve farkındalık ile korunabilmektedir.