Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

BlogTrioidTrioid hangi durumda kilo aldırır?

Trioid hangi durumda kilo aldırır?

Medicinal 1 Trioid hangi durumda kilo aldırır?

Tiroid bezi metabolizmanın ana kontrol merkezi olarak görev yapmaktadır. Bu bezden salınan hormonlar vücuttaki enerji harcamasını düzenlemekte ve kilo yönetiminde kritik bir rol oynamaktadır. Tiroid bozuklukları kilo değişikliklerine yol açabilmekte ancak bu durum her zaman aynı şekilde gerçekleşmemektedir. Bu makalede tiroidin kilo aldırıcı etkisinin hangi durumlarda ortaya çıktığını hormon fizyolojisi ve klinik bulgular çerçevesinde açıklayacağız.

Tiroid Bezi ve Temel Fonksiyonları

Tiroid bezi boynun ön kısmında yer alan kelebek şeklinde bir endokrin organdır. Triiyodotironin ve tiroksin hormonlarını üretmektedir. Bu hormonlar hücrelerdeki metabolik hızı belirlemekte ve enerji harcamasını kontrol etmektedir. Tiroid hormonları kalp atış hızını vücut sıcaklığını sindirim hızını ve kas kuvvetini etkilemektedir. Hipotalamus ve hipofiz bezi tiroid bezini tiroid uyarıcı hormon aracılığıyla düzenlemektedir. Bu eksen bozulduğunda hormon üretiminde dengesizlikler ortaya çıkmakta ve kilo değişiklikleri görülmektedir.

Hipotiroidizm ve Kilo Alma Mekanizması

Tiroidin kilo aldırıcı etkisi en belirgin şekilde hipotiroidizm durumunda görülmektedir. Hipotiroidizm tiroid hormonlarının yetersiz üretimi olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda metabolizma yavaşlamakta ve vücut daha az enerji harcamaktadır. Bazal metabolizma hızı yüzde otuz ila elli oranında düşebilmektedir. Yavaşlayan metabolizma sonucu alınan kaloriler daha kolay yağ dokusuna depolanmaktadır. Hipotiroidizm kilo alımına yol açan çeşitli mekanizmaları beraberinde getirmektedir.

İlk mekanizma termogenezin azalmasıdır. Tiroid hormonları vücut ısı üretimini sağlamaktadır. Hormon eksikliğinde ısı üretimi düşmekte ve enerji harcaması azalmaktadır. Bu durum vücudun daha az kalori yakmasına neden olmaktadır. İkinci mekanizma sindirim yavaşlamasıdır. Tiroid hormonları gastrointestinal sistemi hızlandırmaktadır. Hipotiroidizmde bağırsak hareketleri yavaşlamakta ve kabızlık gelişmektedir. Yavaşlayan sindirim sistemi besinlerin emilimini ve depolanmasını etkilemektedir.Üçüncü mekanizma sıvı tutulumudur. Hipotiroidizm vücutta mukozal ödem ve sıvı birikimine yol açmaktadır. Bu durum kilo artışına katkıda bulunmakta ancak yağ kütlesinden ziyade su tutulumuna bağlı olmaktadır.

Hashimoto Tiroiditi ve Otoimmün Süreç

Hashimoto tiroiditi hipotiroidizmin en sık nedenlerinden biridir. Bu otoimmün hastalıkta bağışıklık sistemi tiroid bezine saldırmakta ve dokuyu yavaş yavaş tahrip etmektedir. Başlangıç aşamasında geçici hipertiroidizm atakları görülebilmekte ancak ilerleyen dönemde kalıcı hipotiroidizm gelişmektedir. Hashimoto tiroiditi olan hastalarda kilo artışı sıklıkla şikayet olarak öne çıkmaktadır. Otoimmün inflamasyon vücutta genel bir metabolik yavaşlamaya neden olmaktadır. Ayrıca bu hastalarda eşlik eden vitamin ve mineral eksiklikleri de kilo yönetimini zorlaştırmaktadır.

Tiroid Hormon Replasman Tedavisi ve Kilo Dengesi

Hipotiroidizm tedavisinde kullanılan levotiroksin gibi sentetik tiroid hormonları kilo kontrolüne yardımcı olmaktadır. Ancak tedavi başlandığında kilo kaybı her zaman beklenen düzeyde olmamaktadır. Uygun dozda hormon replasmanı metabolizmayı normale döndürmekte ve kilo artışını durdurmaktadır. Fazla dozda tiroid hormonu kullanımı kas kaybı kemik erimesi ve kalp ritim bozukluklarına yol açabilmektedir. Bu nedenle kilo verme amacıyla tiroid hormonunun kötüye kullanımı tehlikeli olmaktadır. Tedavi sonrası kilo kaybı genellikle sınırlı olmakta ve diyet ile egzersiz desteği gerekmektedir.

Subklinik Hipotiroidizm ve Kilo İlişkisi

Subklinik hipotiroidizm tiroid uyarıcı hormonun hafif yükseldiği ancak serbest tiroksinin normal sınırlarda olduğu durumu ifade etmektedir. Bu durumda klinik belirtiler tam olarak gelişmemiş olabilmektedir. Bazı çalışmalar subklinik hipotiroidizmin kilo artışı ve metabolik sendrom riski ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Ancak bu ilişki her hastada net olarak görülmemektedir. Subklinik hipotiroidizmin tedavi edilip edilmeyeceği konusu tartışmalı olmaktadır. Tedavi kararı tiroid uyarıcı hormon düzeyi otoantikor varlığı ve eşlik eden risk faktörlerine göre verilmektedir.

Hipertiroidizm ve Kilo Kaybı

Tiroidin aşırı çalıştığı hipertiroidizm durumunda kilo kaybı görülmektedir. Bu durum tiroidin kilo aldırıcı etkisinin tersi olarak değerlendirilmektedir. Hipertiroidizmde metabolizma hızlanmakta ve vücut aşırı enerji harcamaktadır. İştah artmasına rağmen kilo kaybı devam etmektedir. Kalp atış hızı artmakta ve vücut sürekli bir stres durumunda kalmaktadır. Graves hastalığı toksik nodüler guatr ve tiroidit hipertiroidizmin başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Hipertiroidizm tedavisi sonrası metabolizma normale dönmekte ve bazı hastalarda kilo alımı gözlemlenmektedir. Bu durum hastalar tarafından tedavinin yan etkisi olarak algılanabilmektedir.

Tiroid Nodülleri ve Kilo Değişiklikleri

Tiroid nodülleri genellikle kilo üzerinde doğrudan etki yapmamaktadır. Ancak fonksiyonel nodüller aşırı hormon salgılayarak hipertiroidizme ve kilo kaybına neden olabilmektedir. Çok büyük nodüller ve guatr boyunda bası hissi yutma güçlüğü ve nefes darlığına yol açabilmektedir. Bu durum beslenme kalitesini etkileyerek dolaylı olarak kilo değişikliklerine neden olabilmektedir. Nodüllerin kanser olup olmadığının değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Tiroid kanserleri genellikle kilo üzerinde doğrudan etkili olmamakta ancak tedavi sürecinde kilo değişiklikleri yaşanabilmektedir.

Tiroid ve İnsülin Direnci İlişkisi

Tiroid hormonları insülin duyarlılığını etkilemektedir. Hipotiroidizmde insülin direnci artmakta ve kan şekeri regülasyonu bozulmaktadır. İnsülin direnci yağ depolanmasını kolaylaştırmakta ve kilo alımını hızlandırmaktadır. Aynı zamanda hipotiroidizm lipid metabolizmasını bozmakta ve kolesterol düzeylerini yükseltmektedir. Bu durum metabolik sendrom gelişimine zemin hazırlamaktadır. Tiroid tedavisi insülin duyarlılığını düzeltmekte ve metabolik parametreleri iyileştirmektedir. Ancak kilo kaybı için sadece tiroid tedavisi yeterli olmamakta yaşam tarzı değişiklikleri de gerekmektedir.

Tiroid ve Bağırsak Sağlığı Bağlantısı

Tiroid hormonları gastrointestinal sistem fonksiyonlarını düzenlemektedir. Hipotiroidizmde bağırsak hareketleri yavaşlamakta ve bağırsak bakteri dengesi bozulabilmektedir. Bağırsak mikrobiyomu metabolizma ve kilo yönetiminde önemli rol oynamaktadır. Tiroid hastalıkları bağırsak geçirgenliğini artırarak sistemik inflamasyona katkıda bulunabilmektedir. Bu durum kilo artışını kolaylaştıran bir ortam oluşturmaktadır. Probiyotik desteği ve lifli beslenme bu dengeyi düzeltmeye yardımcı olabilmektedir.

Tiroid ve adrenal bezler birbirleriyle yakından ilişkilidir. Kronik stres adrenal bezlerin aşırı çalışmasına ve kortizol yüksekliğine neden olmaktadır. Yüksek kortizol tiroid hormonlarının etkisini baskılayabilmekte ve hipotiroidizm belirtilerini taklit edebilmektedir. Bu durum kilo artışı özellikle karın bölgesinde yağlanma ve enerji düşüklüğüne yol açmaktadır. Adrenal yorgunluk sendromu olarak adlandırılan bu durum tiroid tedavisiyle tam olarak düzelmeyebilmektedir. Stres yönetimi uyku düzeni ve beslenme bu dengeyi sağlamada önemli olmaktadır.

Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde tiroid uyarıcı hormon serbest tiroksin ve serbest triiyodotironin düzeyleri ölçülmektedir. Anti tiroid peroksidaz ve anti tiroglobulin antikorları otoimmün tiroidit tanısında kullanılmaktadır. Tiroid ultrasonografi yapısal bozukukların değerlendirilmesinde yardımcı olmaktadır. Referans aralıkları laboratuvarlara göre değişebilmekte ve sonuçların hekim tarafından yorumlanması gerekmektedir. Bazı hastalarda tiroid hormon düzeyleri normal aralıkta olmasına rağmen klinik belirtiler görülebilmektedir. Bu durum hormon dönüşüm bozuklukları veya dokulara hormon etkisindeki varyasyonlarla açıklanabilmektedir.

Tiroid ve Beslenme

Tiroid sağlığını destekleyen besinler kilo yönetimine de katkı sağlamaktadır. İyot tiroid hormon sentezi için temel mineraldir. İyot eksikliği guatra ve hipotiroidizme yol açabilmektedir. Ancak aşırı iyot alımı da tiroid fonksiyonlarını bozabilmektedir. Selenyum tiroid hormonlarının aktif formuna dönüşümünde görev almaktadır. Brezilya cevizi balık ve tam tahıllar selenyum kaynağı olarak önemlidir. Çinko ve demir de tiroid metabolizmasında rol oynamaktadır. Gluten hassasiyeti olan kişilerde otoimmün tiroidit riski artabilmekte ve glutensiz diyet fayda sağlayabilmektedir. Aşırı işlenmiş şeker ve rafine karbonhidratlar insülin direncini artırarak tiroid hastalıklarını olumsuz etkileyebilmektedir.

Ayrıca düzenli fiziksel aktivite tiroid hormonlarının etkinliğini artırmaktadır. Egzersiz bazal metabolizma hızını yükseltmekte ve kilo kontrolüne yardımcı olmaktadır. Aşırı egzersiz ise tersine tiroid fonksiyonlarını baskılayabilmekte ve metabolik yavaşlamaya neden olabilmektedir. Orta şiddette kardiyovasküler egzersiz ve direnç antrenmanları tiroid hastaları için uygun olmaktadır. Hipotiroidizmde egzersiz toleransı düşebilmekte ve yorgunluk daha erken ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle egzersiz programı kişinin kapasitesine göre düzenlenmelidir.

Tiroid bezi kilo yönetiminde merkezi bir role sahip olmaktadır. Tiroidin kilo aldırıcı etkisi özellikle hipotiroidizm durumunda belirgin hale gelmektedir. Yavaşlayan metabolizma sıvı tutulumu ve sindirim yavaşlaması kilo artışına katkıda bulunmaktadır. Hashimoto tiroiditi gibi otoimmün hastalıklar bu süreci daha da karmaşık hale getirmektedir. Tiroid tedavisi kilo dengesini normale döndürmekte ancak tek başına yeterli olmamaktadır. Sağlıklı beslenme düzenli egzersiz stres yönetimi ve uygun uyku tiroid hastalarında kilo kontrolü için vazgeçilmez olmaktadır. Tiroid şikayetleri olan kişilerin mutlaka endokrinoloji uzmanına başvurması ve hormon düzeylerinin düzenli takip edilmesi gerekmektedir. Tiroid sağlığının korunması uzun vadeli kilo yönetimi ve genel sağlık için temel oluşturmaktadır.

Sağlığınız için ilk adımı atın. Aşağıdaki formu doldurarak randevu talebinde bulunabilirsiniz.







    https://sinanakkurt.com.tr/dr-sinan-akkurt/

    Dr. Sinan AkkurtFonksiyonel Tıp, Longevity ve Biyorezonans alanlarında çalışan, ulusal ve uluslararası kongrelerde konuşmacı olarak yer alan Tıp Doktoru ve Tıbbi Biyokimya Doktoru.Dr. Sinan Akkurt, 2000 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, meslek hayatına Manisa'da Aile Hekimi olarak başlamıştır. Dokuz yıl süren kamu hizmetinin ardından akademik kariyerine yönelerek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlamış ve Tıbbi Biyokimya Doktoru (PhD) unvanını almıştır.Mesleki gelişimini yalnızca klasik tıp ile sınırlamayan Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Fonksiyonel İmmünoloji, Biyorezonans, Ozon Tedavisi, Akupunktur, Fitoterapi, Homeopati, Mezoterapi, Proloterapi, Hirudoterapi, Apiterapi, GAPS yaklaşımı, Hipnoz ve Psikolojik Kinezyoloji başta olmak üzere çok sayıda tamamlayıcı tıp alanında yurt içi ve yurt dışında ileri düzey eğitimler almıştır.2007 yılından bu yana İzmir Bornova'daki özel kliniğinde hizmet veren Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Longevity (Sağlıklı Yaş Alma), Biyorezonans, bağırsak sağlığı ve mikrobiyota, kronik hastalıklar, otoimmün hastalıklar, sigara ve alkol bağımlılığı tedavileri ile destekleyici onkoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.