Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

BlogAlerjiAlerjilerle mücadele yolları

Alerjilerle mücadele yolları

Alerjilerle mücadele yolları

Alerjilerle Mücadele Yolları

Alerji, bağışıklık sisteminin aslında zararsız olan maddelere karşı aşırı bir tepki göstermesiyle ortaya çıkan kronik bir sağlık durumudur. Bu tepkiler deride kızarıklık, gözlerde kaşıntı, burun akıntısı, öksürük ve bazı durumlarda nefes darlığı şeklinde kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyonların şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kimilerinde hafif belirtiler yaşanırken, kimilerinde hayatı tehdit eden anafilaksi denilen ciddi tablolar gelişebilir. Alerjilerle etkili bir biçimde başa çıkabilmek, hem koruyucu önlemler hem de doğru tedavi yöntemlerinin bir arada kullanılmasını gerektirir.

Türkiye’de her yaş grubundan milyonlarca insan alerji sorunuyla uğraşmaktadır. Özellikle büyükşehirlerde artan hava kirliliği, değişen iklim koşulları ve modern yaşam tarzı alerji vakalarının giderek yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Alerjiler sadece fiziksel rahatsızlık yaratmakla kalmaz, aynı zamanda uyku kalitesini düşürür, iş ve okul performansını olumsuz etkiler, sosyal hayatı kısıtlar. Bu nedenle alerjilerle mücadele bireysel sağlığın ötesinde toplumsal bir önem taşır.

Alerjenlerden Korunma Stratejileri

Alerjilerle mücadelenin temel taşı, tetikleyici maddelerden kaçınmayı öğrenmektir. Alerjen dediğimiz maddeler vücutta bağışıklık yanıtını harekete geçiren etkenlerdir. Bu maddeler protein yapısına sahip olup, polen, ev tozu akarı, küf mantarı, hayvan tüyü, böcek salgıları ve bazı gıdalar gibi çok çeşitli kaynaklardan gelebilir. Korunma stratejileri, alerjenin türüne göre farklılık gösterir. Ancak bazı genel ilkeler hemen her alerji türü için geçerlidir.

Ev ortamı alerjenlerle mücadelenin en kritik alanıdır. İnsanlar günün önemli bir bölümünü kapalı mekanlarda geçirir. Bu nedenle yaşam alanlarının alerjen açısından düzenli olarak temizlenmesi büyük önem taşır. Yatak odaları özellikle dikkat edilmesi gereken bölgelerin başında gelir. Yastık ve yorganlar haftada bir 60 derecede yıkanmalı, anti-alerjenik kılıflar kullanılmalıdır. Yatak örtüleri ve perdeler sık sık temizlenmeli, toz tutan ağır kumaşlardan kaçınılmalıdır.

Hava kalitesini artırmak için evlerde yüksek verimli partikül filtresi (HEPA) içeren hava temizleme cihazları kullanılabilir. Bu cihazlar havada süspansiyon halinde bulunan alerjenik partikülleri yakalayarak solunum yollarına girmesini engeller. Ancak cihazların düzenli filtre değişimi yapılarak kullanılması gerekir. Aksi halde filtrelerde biriken alerjenler tekrar havaya salınabilir.

Alerjilerle mücadele yolları
Alerjilerle mücadele yolları

Kişisel hijyen alışkanlıkları da korunmada etkili rol oynar. Dışarıdan eve gelindiğinde özellikle polen mevsiminde giysilerin değiştirilmesi, duş alınması ve saçların yıkanması vücutta biriken alerjenlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Sabahları evden çıkmadan önce hava durumu ve polen raporlarının takip edilmesi, yüksek polenli saatlerde dışarıda bulunmamaya özen gösterilmesi faydalıdır.

Ev Tozu Akarlarından Korunma Yöntemleri

Ev tozu akarları, alerjik hastalıkların en sık nedenleri arasında yer alır. Bu mikroskobik canlılar nemli ve sıcak ortamlarda çoğalır. Özellikle yatak, koltuk, halı ve pelüş oyuncaklarda yaşarlar. Akarların besin kaynağı insan deri pulcuklarıdır. Bu nedenle en yoğun olarak bulundukları yerler insanların uzun süre temas halinde olduğu eşyalardır.

Akar alerjisinden korunmak için nem kontrolü hayati önem taşır. Ev içi nem oranı yüzde 50’nin altında tutulmalıdır. Bu amaçla nem alıcı cihazlar kullanılabilir, özellikle banyo ve mutfak gibi nemli alanlar iyi havalandırılmalıdır. Akarlar kuru ortamlarda yaşayamazlar, bu nedenle nem kontrolü en etkili korunma yöntemlerinden biridir.

Halı ve ağır perdeler akarların en çok barındığı yüzeylerdir. Mümkünse evde halı kullanılmaması, yerine kolay temizlenebilen ahşap, seramik veya laminant zeminler tercih edilmesi önerilir. Halı kullanılması zorunluysa haftada en az iki kep vakumlanmalı, yılda bir kez profesyonel temizliğe tabi tutulmalıdır. Vakum makinelerinin HEPA filtreli olması, temizleme sırasında alerjenlerin havaya dağılmasını önler.

Yatak odasında gözden kaçan bir diğer detay pelüş oyuncaklardır. Çocukların yataklarında bulunan dolgulu oyuncaklar akar yuvasına dönüşebilir. Bu oyuncaklar haftada bir dondurucuda 24 saat bekletilerek akarlar öldürülebilir, ardından 60 derecede yıkanabilir. Alternatif olarak akar geçirmez oyuncaklar tercih edilebilir.

Polen Alerjisi ve Korunma Yolları

Polen alerjisi yani saman nezlesi, bahar ve yaz aylarında en sık karşılaşılan alerji türüdür. Ağaçlar, çimenler ve yabani otlar tarafından üretilen polenler rüzgarla yayılır ve solunum yollarına girerek alerjik reaksiyonlara neden olur. Polen mevsimi coğrafi bölgeye ve iklim koşullarına göre değişiklik gösterir. Türkiye’de genellikle şubat ayından başlayıp kasım ayına kadar süren bir polen sezonu söz konusudur.

Polen alerjisi olan kişiler için mevsimsel korunma planı oluşturmak faydalıdır. Polen sayımlarının en yüksek olduğu sabah saatleri ile öğlen arası dönemde mümkün olduğunca kapalı mekanlarda kalınmalıdır. Rüzgarlı günlerde polen dağılımı artar, bu nedenle hava akımının kuvvetli olduğu günlerde dış aktiviteler sınırlandırılmalıdır. Yağmurlu havalarda polen miktarı azalır, bu günlerde dışarı çıkmak daha güvenlidir.

Araç kullanan kişiler için polen filtresi önemli bir korunma aracıdır. Arabaların klima sistemlerinde bulunan polen filtreleri düzenli aralıklarla değiştirilmelidir. Sürüş sırasında camlar kapalı tutulmalı, iç hava dolaşım modu kullanılmalıdır. Eve gelindiğinde araç içi temizliğine dikkat edilmeli, koltuk ve döşemeler vakumlanmalıdır.

Bahçe ve balkon işleri polen alerjisi olanlar için riskli aktivitelerdir. Bu işler yapılırken maske kullanılması, gözlük takılması faydalıdır. Çiçek açan bitkilerin polen üreten erkek bireyleri yerine, dişi bireyleri veya çiçeksiz çeşitler tercih edilebilir. Bahçe düzenlemesinde polen üretimi düşük bitkiler seçilmeli, çimen biçme işlemleri alerjik kişi tarafından yapılmamalıdır.

alerji mucadelesi Alerjilerle mücadele yolları

Küf Mantarlarından Korunma

Küf mantarları nemli, kararmış ve havalandırması yetersiz alanlarda ürer. Banyo, mutfak, bodrum katları ve çatı araları küf için ideal ortamlardır. Küf sporları solunum yoluyla vücuda girer ve alerjik rinit, astım ve hipoersensitivite pnömonisi gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Bazı küf türleri mikotoksin üreterek daha ciddi toksik etkilere de neden olabilir.

Küf oluşumunu önlemenin en etkili yolu nemi kontrol altında tutmaktır. Su sızıntıları ve nem birikimine neden olan her türlü problem derhal giderilmelidir. Banyolarda duş sonrası havalandırma yapılmalı, nemli havayı dışarı atan egzoz fanları kullanılmalıdır. Duvarlarda ve fayans aralarında oluşan küf lekeleri özel temizlik ürünleriyle temizlenmeli, tekrar oluşmasını önlemek için tamamen kurutulmalıdır.

Eski binalarda ve özellikle bodrum katlarında yaşayan kişiler küf riskine karşı daha dikkatli olmalıdır. Duvarlarda kabarma, boyada soyulma ve koyu renkli lekeler küf varlığının işaretleridir. Bu durumda profesyonel bir firmadan yardım alınarak kaynak tespit edilmeli ve kalıcı çözümler üretilmelidir. Küf sadece yüzey temizliğiyle geçmez, nem kaynağı ortadan kaldırılmadan tekrarlar.

Ev içi bitkiler de küf üretebilir. Toprağın aşırı sulanması, saksı tabaklarında su birikmesi küf gelişimi için uygun ortam yaratır. Bitkilerin toprağında beyaz veya yeşilimsi tabaka oluşması küf belirtisidir. Bu durumda bitkilerin toprağı değiştirilmeli, saksılar temizlenmeli, sulama miktarı azaltılmalıdır. Yatak odalarında çok fazla bitki bulundurmamak, özellikle alerjik kişiler için önerilir.

Latex Alerjisi ve Alınacak Önlemler

Latex, kauçuk ağacının öz suyundan elde edilen doğal bir maddedir. Eldiven, balon, lastik bant, bazı ayakkabı tabanları ve tıbbi malzemelerde yaygın olarak kullanılır. Latex alerjisi, bu maddeyle temas eden veya soluyan kişilerde deri döküntüsü, kaşıntı, burun tıkanıklığı, öksürük ve ciddi vakalarda nefes darlığına neden olabilir. Sağlık çalışanları, sık sık eldiven kullanan kişiler ve çok sayıda ameliyat geçirenlerde latex alerjisi daha sık görülür.

Latex alerjisi tanısı konulan kişiler için çevrelerindeki ürünleri gözden geçirmeleri gerekir. Evde lateks içeren balon, lastik bant, bazı oyuncaklar ve ev eşyaları bulunabilir. Bu ürünler lateks içermeyen alternatiflerle değiştirilmelidir. Sentetik kauçuk olan nitril ve vinil malzemeler latex alerjisi olanlar için güvenli alternatiflerdir.

Restoran ve kafe gibi yerlerde yiyeceklerin hazırlanması sırasında kullanılan lateks eldivenler risk oluşturabilir. Lateks partikülleri gıdalara bulaşabilir ve bu şekilde alerjik reaksiyon tetiklenebilir. Dışarıda yemek yenirken bu durum göz önünde bulundurulmalı, gerekirse işletme personeliyle görüşülerek lateks kullanımı hakkında bilgi alınmalıdır.

Tıbbi müdahale gerektiğinde latex alerjisi olan kişilerin bu durumu sağlık personeline bildirmesi hayati önem taşır. Hastane ve kliniklerde lateks içermeyen alternatif malzemeler bulunur. Alerjik kişi için özel bir dosya oluşturulması, bilekte uyarı bileziği takılması acil durumlarda bilgi akışını hızlandırır. Diş hekimi ziyaretleri öncesinde de mutlaka latex alerjisi bildirilmelidir.

Hamam Böceği Alerjisi ve Korunma

Hamam böcekleri, özellikle büyükşehirlerde sık karşılaşılan ve güçlü alerjenler üreten haşerelerdir. Bu böceklerin dışkıları, tükürükleri ve vücut parçaları havaya karışarak solunum yolu alerjilerine neden olur. Hamam böceği alerjisi çocukluk çağı astımının önemli risk faktörlerinden biridir. Yoğun böcek popülasyonu olan bölgelerde yaşayan çocuklarda astım gelişme olasılığı artar.

Hamam böceklerinden korunmanın ilk adımı yaşam alanlarının bu haşerelere elverişli hale getirilmemesidir. Böcekler su ve gıda kaynaklarına yakın yerleri severler. Mutfak tezgahlarında gıda artığı bırakılmamalı, çöp kutuları sıkı kapaklı olmalı ve düzenli boşaltılmalıdır. Bulaşıklar gece bırakılmamalı, hemen yıkanmalı veya bulaşık makinesine yerleştirilmelidir.

Ev içindeki su birikintileri hamam böceği çeken unsurlardır. Lavabo altlarındaki sızıntılar, musluklardan damlayan sular derhal onarılmalıdır. Banyo ve mutfak gibi nemli alanlar kullanımdan sonra kurutulmalıdır. Hamam böcekleri birkaç hafta susuz yaşayabilir ancak birkaç gün aç kaldıklarında ölürler. Bu nedenle gıda ve su kaynaklarının ortadan kaldırılması en etkili önlemdir.

Evde böcek ilacı kullanımı dikkatli yapılmalıdır. Kimyasal spreylerin kendisi de solunum yollarını tahriş edebilir ve alerjik kişilerde reaksiyonlara neden olabilir. Jel veya kapan gibi daha kontrollü yöntemler tercih edilebilir. Ciddi bir böcek sorunu varsa profesyonel haşere kontrol firmalarından yardım alınmalıdır. Bu firmalar hem etkili hem de insan sağlığına daha az zararlı yöntemler uygulayabilir.

Evcil Hayvan Alerjisi ve Yaşam Düzenlemeleri

Köpek ve kediler, insanların en sık tercih ettiği evcil hayvanlardır. Ancak bu hayvanların deri pulları, tükürükleri ve idrarlarındaki proteinler güçlü alerjenlerdir. Bu proteinler havada asılı kalabilir, kumaşlara ve halılara yapışabilir. Evcil hayvan alerjisi olan kişilerde burun akıntısı, göz kaşıntısı, öksürük, cilt döküntüleri ve astım atakları görülebilir. İronik olarak en çok sevilen hayvanlara karşı alerji gelişmesi, sahipleri için zor bir durum yaratır.

Evcil hayvan alerjisi olan kişiler için en etkili çözüm hayvanla aynı ortamı paylaşmamaktır. Ancak birçok kişi için bu seçenek duygusal olarak kabul edilemez. Bu durumda bazı yaşam düzenlemeleri yapılarak alerjen maruziyeti azaltılabilir. Hayvanın yatak odasına ve özellikle yatağa girmesi kesinlikle engellenmelidir. Yatak odası alerjik kişinin en azından uykuda solunum yollarının dinlenmesi gereken temiz bir bölge olmalıdır.

Hayvan tüylerinin düzenli bakımı alerjen yayılımını azaltır. Haftada bir kez hayvan yıkanabilir, ancak aşırı yıkama deriyi kurutarak ters etki yaratabilir. Fırçalama işlemi dışarıda veya havalandırılmış bir alanda yapılmalı, alerjik kişi bu işlem sırasında uzakta durmalıdır. Fırçalama sonrası eller yıkanmalı, kullanılan malzemeler temizlenmelidir.

Evde HEPA filtreli hava temizleyici kullanımı havada asılı kalan hayvan alerjenlerini azaltmada yardımcı olur. Halı yerine sert zeminler tercih edilmeli, koltuk kılıfları sık sık yıkanabilir malzemeden seçilmelidir. Elektrikli süpürge kullanımı sırasında havaya dağılan alerjenler nedeniyle alerjik kişi ortamdan uzaklaşmalı, temizlik sonrası havalandırma yapılmalıdır.

Alerjiye Doğal Destek ve Yaşam Tarzı Düzenlemeleri

Alerji belirtilerini hafifletmek için ilaç dışı yöntemler ve doğal destekler gündeme gelebilir. Burun yıkama yani nazal irrigasyon, burun içinde biriken alerjenleri ve mukusu temizleyerek nefes almayı kolaylaştırır. Steril tuzlu su ile yapılan bu işlem, özellikle polen mevsiminde günde birkaç kez tekrarlanabilir. Neti pot veya özel sprey şişeleri kullanılarak uygulanır. Su kaynağının steril olması, cihazın düzenli temizlenmesi enfeksiyon riskini önler.

Probiyotikler bağırsak sağlığını destekleyerek bağışıklık sisteminin dengelenmesine katkıda bulunabilir. Bağırsak mikrobiyomu ile bağışıklık yanıtı arasında güçlü bir ilişki vardır. Fermente gıdalar, yoğurt, kefir gibi probiyotik kaynakları düzenli tüketilebilir. Ancak probiyotik takviyeleri kullanmadan önce hekimle görüşülmesi, özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler için önemlidir.

Quercetin, bromelain ve stinging nettle (ısırgan otu) gibi bitkisel maddeler antihistaminik etkileri nedeniyle araştırılmaktadır. Quercetin özellikle soğan ve elmalarda bulunan bir flavonoiddir. Histamin salınımını baskılayıcı etkisi olduğu düşünülmektedir. Ancak bu maddelerin etkinliği ve güvenliği konusunda yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Bitkisel ürünler ilaç etkileşimlerine neden olabilir, bu nedenle kullanım öncesinde mutlaka doktora danışılmalıdır.

Stres yönetimi alerji belirtilerinin şiddetini etkileyebilir. Kronik stres bağışıklık sistemini dengesizleştirir ve inflamatuar yanıtları artırabilir. Düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku, meditasyon ve nefes egzersizleri stres düzeyini kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Özellikle yoga ve tai chi gibi rahatlatıcı egzersizler hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı destekler. Ancak polen mevsiminde açık havada egzersiz yapılacaksa düşük polenli saatler ve kapalı mekan alternatifleri değerlendirilmelidir.

Biorezonans ve Alerji

Biorezonans, vücuttaki elektromanyetik dalgaları ölçüp düzenlemeyi amaçlayan bir tamamlayıcı tedavi yöntemidir. Bu yaklaşıma göre her hücre ve doku kendine özgü bir frekansta titreşir. Hastalık durumlarında bu titreşimler bozulur ve biorezonans cihazlarıyla düzeltilmeye çalışılır. Alerji tedavisinde biorezonans, alerjen maddelerin vücuttaki frekans yanıtını dengelemeyi hedefler.

Alerji tanı ve tedavisinde kullanılan etkili yöntemlerden biridir biorezonans. Hastanın parmağından alınan birkaç damla kanda aralarında türlü alerjenlerin de bulunduğu 6 bini aşkın patojeni test etmek mümkündür. Üstelik hastaya alerji yaptığından şüphelenilen herhangi bir madde yüklemesi de olmadığından risk teşkil etmez. Hastanın verileri kapsamlı şekilde incelenir, sınırlı sayıda alerjen taraması yapılmaz, son derece kapsamlı bir inceleme yapılır. Burası önemlidir. Çünkü bazen şikayetçi olunan alerjinin altında, hastanın henüz farkında olmadığı başka alerjiler de tespit edebiliyoruz. Ardından kişiye özel olarak biorezonans terapi programı oluşturulur. Ortalama vermek gerekirse, alerji için biorezonans terapileri haftada bir uygulanan seanslarla üç ayda sonuçlanabilmektedir.

Biorezonansın herhangi bir yan etkisi yoktur. Bu yönüyle süt alerjisi olan bebeklerden eş anlı olarak farklı tedaviler gören hastalara kadar herkese uygulanabilir.

Tıbbi Tedavi ve Aşı Tedavisi

Alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar belirtileri kontrol altına almayı amaçlar. Antihistaminikler histaminin etkisini bloke ederek kaşıntı, hapşırık ve akıntıyı azaltır. Yeni nesil antihistaminikler sedasyon yapmadan etkili olabilir. Nazal kortikosteroidler burun mukozasındaki iltihabı baskılar, burun tıkanıklığına iyi gelir. Göz damlaları alerjik konjonktivit belirtilerini hafifletir. Astım bileşeni olanlarda inhale bronkodilatatörler ve kortikosteroidler kullanılır.

Alerji aşısı yani immünoterapi, alerjinin kök nedenine yönelen tek tedavi yöntemidir. Tedavi süresince alerjenin çok düşük dozları vücuda verilerek bağışıklık sisteminin bu maddeye karşı tolerans geliştirmesi sağlanır. Aşı tedavisi genellikle 3-5 yıl sürer. Bu süre sonunda birçok hastada alerji belirtilerinde kalıcı azalma gözlenir, ilaç ihtiyacı azalır.

Subkutan immünoterapi klasik aşı yöntemidir. Alerjen ekstraktları deri altına enjekte edilir. Başlangıçta haftalık, ardından aylık dozlarla devam edilir. Sublingual immünoterapide ise alerjen dil altında damla veya tablet olarak uygulanır. Bu yöntem evde de kullanılabilir, enjeksiyon ihtiyacı olmaz. Her iki yöntemin de anafilaksi riski taşıdığı unutulmamalı, ilk dozlar mutlaka tıbbi gözetim altında verilmelidir.

Biyolojik ajanlar şiddetli alerjik astım ve kronik ürtiker gibi dirençli vakalarda kullanılmaktadır. Omalizumab, mepolizumab gibi monoklonal antikorlar spesifik immün yolakları hedef alır. Bu ilaçlar pahalıdır ve özel hasta grupları için endikedir. Kullanımı alerji ve immünoloji uzmanları tarafından değerlendirilmelidir.

Alerjilerden nasıl korunmalıyız?

Peki çizdiğimiz bu karamsar tablodan kendimizi kurtarmak için neler yapacağız? Öncelikle yöremize ait doğal yiyecekleri tüketecek, başlıca alerjenlerden olan buğday ve inek sütü tüketimimizi mümkün olduğunca kısıtlayacak, doğal doğuma ve ilk altı ay mutlaka anne sütüne yöneleceğiz örneğin. Boyalı yiyecek tüketmediğimiz gibi temizlikten kişisel bakıma hayatımızın her alanında doğala yöneleceğiz. Evimizin güzel kokması için kimyasal solumayacağız. Isıtma ve havalandırma filtrelerimizi düzenli temizleyecek, yaz kış her gün evimizi de ciğerlerimizi de mutlaka temiz havayla buluşturacağız. Hafta sonlarımızı kapalı AVM’lerde değil, açık havada geçireceğiz. Tek tip diyetlere paye vermeyecek, mümkün olduğunca çeşitli ve tabi ki doğal besleneceğiz. Şeker tüketmeyeceğiz. C vitamini kullanımı ile bağışıklığımızı destekleyeceğiz. Bağışıklık sistemimizi yoran tüm unsurlardan uzak duracağız. Bu unsurlar arasında aşırı elektromanyetik yüklenime ya da strese maruz kalmaktan tutun da sigaradan bilinçsiz ilaç kullanımına kadar pek çok madde var. Ancak bunları hayata geçirmek sandığınız kadar zor değil. Yeter ki karar verelim.

Eğer alerjiler çoktan kapımızı çalmış ise, “modern tıptan başka tıp yoktur” demeyip, Rusya’dan Çin’e, Almanya’dan Hindistan’a vatandaşlarını bambaşka yöntemlerle iyileştiren ülkelerin bilimsel çalışmalarından, geliştirdikleri yöntemlerden de yararlanacağız. Ev akarına karşı alerjimiz olduğu tespit edilmişse altında buğday intoleransını da araştıracağız. Alerjiyi vücudumuzu yoran bir yük olarak görüp geçiştirmek ya da baskılamak yerine tedavi etmeyi yeğleyeceğiz.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir