Haşimato hastalığı kalıcı mıdır?

Haşimato hastalığı her ne kadar kalıcı gibi görünse de kalıcı bir rahatsızlık değildir. Tıpkı romatizmal hastalıklar gibi diğer otoimmun hastalıklar gibi ömürboyu bizimle gelecek gibi görünse de doğru teşhis ve doğru tedavi ile hasta kişinin de doğru beslenmesiyle ve kendini bu konuda doğru örgütlemesi ile beraber haşimatodan kurtulma şansı var. Kliniğimizde özellikle biorezonans tedavi metodu ile bu hastalarımızı tedavi etmekle beraber kişiye özel beslenme planı, vitamin – mineral takviyeleri ve iyot tedavisi ile haşimato hastalığını tedavi ediyoruz.
Haşimato tiroiditi otoimmün bir tiroid hastalığıdır ve bağışıklık sistemi tiroid bezine saldırarak iltihaplanmaya ve zamanla tahribata yol açar. Bu hastalık dünya genelinde hipotiroidizmin en sık nedenidir ve kadınlarda erkeklere göre daha yaygın görülür. Hastaların en çok merak ettiği sorulardan biri hastalığın kalıcı olup olmadığıdır. Bu sorunun yanıtı hem evet hem hayır şeklinde verilebilir çünkü durum bireyin perspektifine göre değişir.
Haşimato tiroiditi kalıcı bir otoimmün durumdur. Bağışıklık sistemi tiroid bezini yabancı bir doku olarak algılar ve anti-tiroid peroksidaz ile anti-tiroglobulin antikorları üretir. Bu antikorlar sürekli olarak tiroid hücrelerine zarar verir. Başlangıç aşamasında tiroid bezinin bazı bölgeleri kompanzatuvar olarak daha fazla hormon salgılayabilir ve geçici hipertiroidizm atakları görülebilir. Ancak uzun vadede tiroid dokusu yavaş yavaş yerini fibroz dokuya bırakır ve hormon üretimi kalıcı olarak azalır. Bu tahribat geri döndürülemez niteliktedir. Tiroid bezinde yok olan hücreler yenilenmez ve yerlerini bağ dokusu alır. Bu nedenle otoimmün sürecin kendisi tam olarak durdurulamaz ve hastalık ömür boyu sürecek bir durum olarak kabul edilir.
Haşimato Tiroiditi Tedavisi
Hastalığın kalıcı olması tedavinin imkansız olduğu anlamına gelmez. Levotiroksin tedavisi ile tiroid hormon düzeyleri tamamen normalize edilebilir. Bu sentetik hormon vücutta eksik olan tiroksini yerine koyar ve metabolik fonksiyonları düzenler. Doğru dozda kullanıldığında hastalar tamamen sağlıklı bireyler gibi yaşayabilir. Enerji düzeyi kilo kontrolü saç ve cilt sağlığı düzelir. Kolesterol düzeyleri normale döner ve kardiyovasküler risk azalır. Tedaviye düzenli devam eden hastalarda hastalık günlük yaşamı olumsuz etkilemez. Ancak tedavi kesildiğinde hormon düzeyleri tekrar düşer ve hipotiroidizm belirtileri geri döner.
Tiroid hormon replasmanı dışında otoimmün saldırıyı yavaşlatmaya yönelik bazı stratejiler bulunur. Selenyum takviyesi antikor düzeylerini düşürebilir ve tiroid fonksiyonlarını koruyabilir. Gluten hassasiyeti olan hastalarda glutensiz diyet otoimmün aktiviteyi azaltabilir. D vitamini eksikliğinin düzeltilmesi bağışıklık regülasyonuna katkı sağlar. Kronik stres yönetimi ve yeterli uyku otoimmün flareleri önleyebilir. İyot alımı dengeli olmalıdır çünkü hem eksikliği hem de fazlalığı tiroid otoimmünitesini tetikleyebilir. Bu destekleyici önlemler hastalığın seyrini yavaşlatabilir ancak tamamen durduramaz. Tiroid bezindeki hasar ilerledikçe hormon replasman dozu artırılabilir.