Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

BlogTiroidHaşimato tiroidi olan hastalar nasıl beslenmelidir?

Haşimato tiroidi olan hastalar nasıl beslenmelidir?

Medicinal 2 Haşimato tiroidi olan hastalar nasıl beslenmelidir?

Haşimato Hastalığı Nedir?

Haşimato tiroiditi, bağışıklık sisteminin tiroid bezine yanlışlıkla saldırdığı ve zamanla bu bezin fonksiyonlarını bozduğu otoimmün bir hastalıktır. Hastalık, 1912 yılında Japon cerrah Hakaru Hashimoto tarafından tanımlanmış ve o günden bu yana onun adıyla anılmaya devam etmektedir. Tiroid bezi boynun ön kısmında, kelebek şeklinde konumlanmış, metabolizmayı düzenleyen hormonları üreten kritik bir organdır. Haşimato hastalığında bağışıklık sistemi tiroid hücrelerini yabancı bir tehdit olarak algılar ve antikorlar üreterek bu hücrelere zarar verir. Bu süreç başlangıçta tiroid bezinin iltihaplanmasına yol açar, ilerleyen dönemlerde ise bezde yıkım gerçekleşerek hormon üretimi yetersiz hale gelir. Hastalık genellikle yavaş ilerleyen bir seyir izler ve yıllar içinde belirtiler ortaya çıkar. Kadınlarda erkeklere göre çok daha sık görülür, özellikle orta yaş dönemi ile menopoz arasındaki kadınlar en riskli gruptur. Ailesinde otoimmün tiroid hastalığı bulunan bireylerde görülme olasılığı normal popülasyona göre belirgin şekilde artış gösterir.

Haşimato Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Haşimato hastalığının belirtileri hastalığın evresine ve tiroid bezinin ne kadar hasar gördüğüne bağlı olarak değişkenlik gösterir. Erken dönemde birçok hasta herhangi bir şikayet yaşamadan yaşamına devam edebilir çünkü tiroid bezi başlangıçta iltihaplanmaya karşı kompanse edici mekanizmalar devreye girer. Ancak zamanla ortaya çıkan hipotiroidi tablosu çeşitli belirtilerle kendini belli eder. Yorgunluk ve halsizlik en sık karşılaşılan şikayetlerdir, hastalar gün içinde dinlenseler bile enerji eksikliği hissederler. Kiloda artış metabolizmanın yavaşlamasına bağlı olarak gelişir, özellikle diyet yapmasına rağmen zorla kilo veren hastalar bu durumdan şikayetçi olur.

Ciltte kuruma, soğuk havalara karşı aşırı hassasiyet, saçlarda seyrelme ve kırılganlık, tırnaklarda kolay kırılma yaygın görülen deri ve ekstremite bulgularıdır. Kabızlık sindirim sisteminin yavaşladığının bir işaretidir, depresyon ve konsantrasyon güçlüğü ise nöropsikiyatrik etkiler arasında sayılabilir. Adet düzensizlikleri kadınlarda önemli bir belirtidir, bazı hastalarda tiroid bezinde büyüme hissedilebilir ve boyunda dolgunluk oluşabilir. Kas ağrıları, eklem sertliği ve kolesterol düzeylerinde yükselme de hastalığın ileri evrelerinde ortaya çıkabilir.

Haşimato Nedenleri ve Risk Faktörleri

Haşimato hastalığının gelişiminde tek bir neden yerine çok faktörlü bir etkileşim söz konusudur. Genetik yatkınlık hastalığın temelini oluşturur, özellikle HLA-DR5 ve HLA-DR3 gibi belirli genetik işaretler taşıyan bireylerde risk artar. Aile öyküsünde tiroid hastalığı, tip 1 diyabet, k vitiligo gibi otoimmün hastalıklar bulunması bireyin hassasiyetini yükseltir. Çevresel tetikleyiciler genetik yatkınlığı olan kişilerde hastalığın ortaya çıkmasını sağlar. İyot alımı bu noktada önemli bir rol oynar, hem aşırı hem de yetersiz iyot tüketimi otoimmün tiroid hastalıklarını tetikleyebilir. Selenyum eksikliği tiroid hormonlarının sentezinde görevli enzimlerin çalışmasını bozar ve otoimmün süreçleri hızlandırabilir. Viral enfeksiyonlar özellikle Ebstein-Barr virüsü ve hepatit C virüsü bağışıklık sisteminin kontrolsüz aktivasyonuna neden olabilir. Stres ve travmatik yaşam olayları hipotalamo-hipofizer-adrenal eksen üzerinden bağışıklık düzenlemesini olumsuz etkiler. Bazı ilaçlar özellikle interferon, lityum ve amiodaron tiroid otoimmünitesini başlatabilir. Radyasyona maruz kalma, özellikle çocukluk çağında boyun bölgesine uygulanan radyoterapi ileriki yaşlarda haşimato gelişimini kolaylaştırır. Hamilelik ve doğum sonrası dönem hormonal dalgalanmalar nedeniyle kadınlarda hastalığın ilk kez tanı aldığı sık bir periyottur.

Haşimato Hangi Hastalıklara Neden Olur?

Haşimato hastalığı tedavi edilmediğinde veya yeterince kontrol altına alınamadığında çok sayıda sistemik soruna zemin hazırlayabilir. Hipotiroidi hastalığın doğal sonucudur, tiroid hormonlarının yetersizliği vücuttaki hemen her organ sistemini etkiler. Kardiyovasküler sistemde kalp atım hızında yavaşlama, kardiyak outputta azalma ve diyastolik hipertansiyon gelişebilir. Kolesterol metabolizması bozularak LDL kolesterol yüksekliği oluşur, bu durum uzun vadede ateroskleroz ve koroner arter hastalığı riskini artırır. İnfertilite kadınlarda yumurtlama fonksiyonlarının bozulmasıyla ortaya çıkar, erkeklerde ise libido kaybı ve erektil disfonksiyon görülebilir.

Gebelikte kontrolsüz hipotiroidi erken doğum, düşük ve fetal gelişim geriliği riskini yükseltir. Miyokdem adı verilen nadir ancak yaşamı tehdit eden durum şiddetli uzun süreli hipotiroidinin komplikasyonudur, bilinç değişikliği, vücut ısısında düşme ve solunum yetmezliği ile karakterizedir. Bağışıklık sisteminin genel dengesizliği nedeniyle haşimato hastalarında B12 vitamini eksikliği, demir eksikliği anemisi ve kansızlık daha sık görülür. Tiroid bezinin aşırı büyümesi guatr oluşumuna yol açabilir, bu durum yutma güçlüğü ve nefes darlığına neden olabilir. Nadiren haşimato hastalarında bağışıklık sistemi tiroid hücrelerine saldırırken geçici olarak fazla hormon salınımına neden olabilir, bu durum hashitoksikoz olarak adlandırılır ve geçici hipertiroidi tablosu oluşturur.

Haşimato Tanısında Hangi Testler Kullanılır?

Haşimato hastalığının tanısı klinik bulguların laboratuvar testleriyle desteklenmesiyle konulur. Tiroid fonksiyon testleri değerlendirmenin temelini oluşturur. Tiroid stimulan hormon düzeyi beyin hipofiz bezinden salınan ve tiroidi uyaran hormondur, hipotiroidi geliştiğinde bu hormon yüksekliği ilk ve en duyarlı bulgudur. Serbest T4 ve serbest T3 düzeyleri aktif tiroid hormonlarını gösterir, bu değerler düşük olduğunda hipotiroidi kesinleşir. Anti-tiroid peroksidaz antikorları haşimato hastalığının en spesifik kanıtıdır, bu antikorların yüksekliği otoimmün sürecin devam ettiğini gösterir. Anti-tiroglobulin antikorları da pozitif olabilir ancak tek başına tanı koydurucu değildir. Tiroid ultrasonografisi bezin yapısını değerlendirmek için kullanılır, haşimato hastalığında tipik olarak heterojen yapı, nodüller ve diffüz değişiklikler görülür. İnce iğne aspirasyon biyopsisi şüpheli nodüllerin değerlendirilmesinde ve tanı netleşmediğinde başvurulan yöntemdir. Radyoaktif iyot tutulum testi genellikle gerekmez çünkü hastalığın aktif iltihap evresinde tutulum değişken olabilir. Tam kan sayımı anemi açısından, lipid profili metabolik etkilerin değerlendirilmesi için istenebilir. B12 vitamini, folik asit ve demir parametreleri eşlik eden beslenme eksikliklerini ortaya koymak amacıyla incelenir.

Haşimato Hastalığında Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Beslenme haşimato hastalığında sadece kilo kontrolü değil, aynı zamanda inflamasyonu azaltma, bağışıklık sistemini dengeleme ve tiroid fonksiyonlarını destekleme açısından kritik öneme sahiptir. Gluten hassasiyeti olan hastalarda buğday, arpa ve çavdar gibi gluten içeren tahılların kısıtlanması yararlı olabilir çünkü gluten molekülünün yapısı tiroid dokusuna benzerlik gösterir ve çapraz reaksiyon bağışıklık saldırısını artırabilir. Laktoz intoleransı sık görülen bir sorundur, özellikle süt ve süt ürünlerine karşı hassasiyet gelişebilir, bu durumda fermente ürünler ve laktozsuz alternatifler tercih edilmelidir. İyot alımında denge çok önemlidir, aşırı iyot otoimmün süreci alevlendirebilir, bu nedenle iyotlu tuzun ölçülü kullanılması ve deniz ürünlerinin aşırı tüketilmemesi önerilir. Selenyum tiroid hormon sentezinde görevli deoksinaz enzimlerinin çalışması için gereklidir, Brezilya cevizi, ton balığı, sardalya, tam tahıllar ve yumurta selenyumdan zengin kaynaklardır.

Çinko tiroid hormon reseptör fonksiyonları için gereklidir, kırmızı et, kabuklu deniz ürünleri, kabak çekirdeği ve baklagiller iyi kaynaklardır. D vitamini eksikliği otoimmün hastalıklarla ilişkilidir, güneş ışığına yeterli maruz kalınması ve gerekirse takviye kullanımı önemlidir. Omega-3 yağ asitleri balık, keten tohumu ve cevizde bulunur, bu besinler sistemik inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur. Antioksidanlar açısından zengin sebzeler ve meyveler bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasını destekler, özellikle renkli sebzeler, yapraklı yeşillikler ve orman meyveleri tercih edilmelidir. İşlenmiş gıdalar, rafine şeker, trans yağlar ve yapay katkı maddeleri inflamasyonu artıran besinlerdir ve mümkün olduğunca azaltılmalıdır. Gece boyunca açlık süresinin uzatılması ve düzenli öğün saatleri metabolik dengeyi destekler. Yeterli su tüketimi hormonların taşınması ve hücresel fonksiyonlar için zorunludur. Kişiye özel beslenme planı hazırlanırken eşlik eden başka otoimmün hastalıklar, gıda intoleransları ve ilaç kullanımı mutlaka dikkate alınmalıdır.

Haşimato tiroidi
Haşimato tiroidi

Haşimato Hastalığı Hakkında Sık Sorulan Sorular

Haşimato hastalığı tamamen iyileşir mi? Haşimato hastalığı kronik bir otoimmün durumdur ve tam olarak ortadan kaldırılamaz ancak uygun tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle tamamen kontrol altına alınabilir. Düzenli tiroid hormon replasmanı ile hastalar normal yaşam kalitesine kavuşur.

Haşimato hastaları kilo verebilir mi? Hipotiroidi metabolizmayı yavaşlattığı için kilo vermek zorlaşabilir ancak doğru tedavi, düzenli fiziksel aktivite ve bilinçli beslenme ile sağlıklı kilo yönetimi mümkündür. Tedavinin ayarlanması sürecinde sabır göstermek gerekir.

Haşimato hastalığı olanlar hamile kalabilir mi? Hastalık kontrol altındaysa hamilelik sorunsuz gerçekleşebilir. Gebelik planlanmadan önce tiroid fonksiyon testlerinin optimal düzeylere getirilmesi gerekir. Hamilelikte ilaç dozu genellikle artırılır ve sıkı takip şarttır.

Tiroid ilacı ömür boyu kullanılmak zorunda mıdır? Çoğu hastada tiroid bezindeki hasar geri dönüşümsüz olduğundan hormon replasman tedavisi genellikle sürekli devam eder. İlacın kesilmesi ciddi metabolik sorunlara yol açabilir, bu karar mutlaka hekimle birlikte verilmelidir.

Haşimato hastalığı guatra neden olur mu? Evet, tiroid bezinin iltihaplanması ve kompanse edici büyümesi sonucu guatr gelişebilir. Ancak her haşimato hastasında guatr oluşması zorunlu değildir, bazı hastalarda bez küçülerek atrofiye uğrayabilir.

Haşimato ile Hashimoto aynı şey midir? Evet, sadece yazım farklılığıdır. İngilizce kökenli Hashimoto ve Türkçeleşmiş hali Haşimato aynı hastalığı ifade eder. Her iki yazım da tıbbi literatürde kabul görmektedir.

Haşimato hastaları spor yapabilir mi? Düzenli fiziksel aktivite şiddetle tavsiye edilir ancak aşırı yorucu egzersizler bağışıklık sistemini baskılayabilir. Orta şiddette kardiyovasküler egzersizler, yoga, yürüyüş ve hafif direnç çalışmaları en uygun seçeneklerdir.

Haşimato hastalığı başka otoimmün hastalıklara yol açar mı? Otoimmün hastalıklar bir arada görülme eğilimindedir. Haşimato hastalarında tip 1 diyabet, k vitiligo, romatoid artrit ve böbrek üstü bezi yetmezliği riski hafifçe artmıştır. Düzenli tarama bu hastalıkların erken tanısını sağlar.

Sağlığınız için ilk adımı atın. Aşağıdaki formu doldurarak randevu talebinde bulunabilirsiniz.







    https://sinanakkurt.com.tr/dr-sinan-akkurt/

    Dr. Sinan AkkurtFonksiyonel Tıp, Longevity ve Biyorezonans alanlarında çalışan, ulusal ve uluslararası kongrelerde konuşmacı olarak yer alan Tıp Doktoru ve Tıbbi Biyokimya Doktoru.Dr. Sinan Akkurt, 2000 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, meslek hayatına Manisa'da Aile Hekimi olarak başlamıştır. Dokuz yıl süren kamu hizmetinin ardından akademik kariyerine yönelerek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlamış ve Tıbbi Biyokimya Doktoru (PhD) unvanını almıştır.Mesleki gelişimini yalnızca klasik tıp ile sınırlamayan Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Fonksiyonel İmmünoloji, Biyorezonans, Ozon Tedavisi, Akupunktur, Fitoterapi, Homeopati, Mezoterapi, Proloterapi, Hirudoterapi, Apiterapi, GAPS yaklaşımı, Hipnoz ve Psikolojik Kinezyoloji başta olmak üzere çok sayıda tamamlayıcı tıp alanında yurt içi ve yurt dışında ileri düzey eğitimler almıştır.2007 yılından bu yana İzmir Bornova'daki özel kliniğinde hizmet veren Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Longevity (Sağlıklı Yaş Alma), Biyorezonans, bağırsak sağlığı ve mikrobiyota, kronik hastalıklar, otoimmün hastalıklar, sigara ve alkol bağımlılığı tedavileri ile destekleyici onkoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.


    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir