Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

BlogMedyaMeme kanseri genç kadınları farklı etkiler mi?

Meme kanseri genç kadınları farklı etkiler mi?

Meme kanseri genç kadınları farklı etkiler mi?

Meme kanseri yaşa özgü değildir. Yaşlı kadınları olduğu kadar genç kadınları da etkileyebilir. Peki özellikle 45 yaş altı kadınların bu durumdan daha fazla etkilenmesinin nedenleri nelerdir?

Öncelikle risk faktörlerine bakalım. Yaşlı kadınlarda meme kanseri için risk faktörlerinin çoğu genç kadınlar için de geçerlidir. Ancak daha genç yaşta meme kanseri için riskler şunlardır:


  • 45 yaşından önce meme kanseri veya herhangi bir yaşta yumurtalık kanseri geçirmiş yakın akrabalara sahip olmak.
  • Meme kanseri genlerinde (BRCA1 ve BRCA2) değişiklik olması veya bu gen değişiklikleri bulunan yakın akrabaların olması.
  • Çocukluk veya ergenlik döneminde meme veya göğüs bölgesine radyasyon tedavisi almak.
  • Daha önce meme kanseri veya diğer meme hastalıklarını geçirmiş olmak.
  • Mamogramda tanımlanan yoğun meme dokusuna sahip olmak.


Öte yandan obezitenin menopoz öncesi kadınlarda daha düşük östrojen ile daha yüksek meme kanseri riski ile ilişkili olduğu bilinmektedir. 

Bir başka risk faktörü tamamen önlenebilir bir faktördür. O da genel olarak meme kanserinin daha ileri yaşlarda ortaya çıktığı yanlış inancı ile genç kadınların meme kanseri taramalarını geciktirmeleridir. Ayrıca, genç kadınlarda meme dokusu daha yoğun olabilir, bu da kendi kendine meme muayeneleri ve mamogramlar sırasında tümör bulmayı zorlaştırır.


Meme kanserini önlemek de tedavi etmek de mümkündür

Meme kanserini genç yaşta önlemek, durumun doğası gereği zor olabilir. Bununla birlikte, kişinin risk faktörlerini bilmesi ve önleyici tıbbi destek alması çok önemlidir. Genetik testler bu konuda önemli destektir. Ayrıca sağlıklı bir kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak ve alkol tüketimini sınırlamak gibi belirli yaşam tarzı değişiklikleri yapmanın meme kanseri riskini azaltabileceğini bilmelisiniz. Bunlara ek olarak genç kadınların göğüslerinin farkında olmaları ve yeni yumrular, meme başı değişiklikleri veya akıntıları, cilt değişiklikleri veya diğer değişiklikleri doktorlarına bildirmeleri son derece önemlidir. 

Meme kanseri olan genç kadınların tedavisi, daha ileri yaşta tanı alan kadınların tedavisine benzer.


Doğurganlık ve meme kanseri tedavisi

Meme kanseri için bazı ilaçlar ve tedaviler, yumurtalıkların yumurta üretimini durdurmasına veya gelişmekte olan bir embriyonun olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Bu nedenle meme kanseri olan genç kadınlar, tedavi planı oluşturulurken doğurganlığın korunmasını isteyebilir ve bu mümkündür.


Öte yandan genç kadınların meme kanseri teşhisi aldıklarında daha ileri yaşlardaki hemcinslerine oranla daha fazla endişe, depresyon, izolasyon hissi, vücut görünümü ile ilgili endişeler, iş ve özel ilişkilerinde zorluklar yaşadığı bilinmektedir. Tüm bunlar bütünsel bir tıp yaklaşımıyla çözümlenebilir. 

https://sinanakkurt.com.tr/dr-sinan-akkurt/

Dr. Sinan AkkurtFonksiyonel Tıp, Longevity ve Biyorezonans alanlarında çalışan, ulusal ve uluslararası kongrelerde konuşmacı olarak yer alan Tıp Doktoru ve Tıbbi Biyokimya Doktoru.Dr. Sinan Akkurt, 2000 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, meslek hayatına Manisa'da Aile Hekimi olarak başlamıştır. Dokuz yıl süren kamu hizmetinin ardından akademik kariyerine yönelerek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlamış ve Tıbbi Biyokimya Doktoru (PhD) unvanını almıştır.Mesleki gelişimini yalnızca klasik tıp ile sınırlamayan Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Fonksiyonel İmmünoloji, Biyorezonans, Ozon Tedavisi, Akupunktur, Fitoterapi, Homeopati, Mezoterapi, Proloterapi, Hirudoterapi, Apiterapi, GAPS yaklaşımı, Hipnoz ve Psikolojik Kinezyoloji başta olmak üzere çok sayıda tamamlayıcı tıp alanında yurt içi ve yurt dışında ileri düzey eğitimler almıştır.2007 yılından bu yana İzmir Bornova'daki özel kliniğinde hizmet veren Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Longevity (Sağlıklı Yaş Alma), Biyorezonans, bağırsak sağlığı ve mikrobiyota, kronik hastalıklar, otoimmün hastalıklar, sigara ve alkol bağımlılığı tedavileri ile destekleyici onkoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir