Alerji olup olmadığını nasıl anlarız?

Alerji Belirtilerini Fark Etme ve Doğru Tanı Yöntemleri
Vücudumuz o kadar mükemmel yaratılmıştır ki doğru gitmeyen bir durumda mutlaka bize işaret verir. Alerji belirtileri de bu işaretlerden biridir. Özellikle burun akıntısı, göz yaşarması, kaşıntı, bazen gaz, kabızlık gibi birçok şey alerji belirtisi olabilir. Bunlardan fark ettiğimiz şeyler olduğu gibi örneğin göz yaşarması, fark etmediğimiz belirtiler de olabilir. Siz eğer herhangi bir maddeye dokunduktan hemen sonra bir kabarma, kaşıntı, kızarıklık ya da gözünüzde oluşan yaşlar oluyor ise bunun için alerji diye düşünebilirsiniz. Ama fark etmediğimiz uzun süren sürekli oluşan kaşımalarda ve nedenini bulamadığınız durumlarda mutlaka bir alerji testi yaptırmanız gerekir. Kliniğimizde 6400’den fazla maddenin test edildiği biorezonansa özel bir kan testi ile alerjenleri test ve tedavi yapabiliyoruz.
Alerjinin Temel Mekanizması ve Bağışıklık Sistemi
Alerji, bağışıklık sistemimizin aslında zararsız olan maddelere karşı abartılı bir savunma geliştirmesi durumudur. Normal şartlarda vücudumuz bakteri ve virüslerle savaşır. Ancak alerjik yapıda olan kişilerde bu sistem polen, ev tozu, gıda maddeleri gibi tamamen masum unsurları da tehdit olarak algılar. Bu yanlış tanımlama sonucunda histamin ve benzeri maddeler salınır. İşte kaşıntı, kızarıklık, ödem gibi belirtilerin altında yatan biyokimyasal süreç tam olarak budur. Bir evin alarm sistemini düşünün. Normalde hırsız girdiğinde çalması gereken alarm, kedinin pencereden girmesiyle de ötmeye başlıyorsa bu sistemin ayarlarında bir sorun var demektir. Alerjide de bağışıklık sistemi benzer şekilde yanlış alarm verir.
Hemen Ortaya Çıkan ve Gizli Seyreden Belirtiler
Alerjik reaksiyonlar bazen birkaç dakika içinde kendini belli eder. Bir çocuk fıstık yedikten sonra dudaklarında şişme, cildinde kızarık lekeler oluşursa bu tipik bir ani alerji örneğidir. Yetişkin bir kişi kediyle temas ettikten sonra gözlerinde yanma ve hapşırma nöbetleri geçiriyorsa durum açıktır. Ancak her zaman işler bu kadar net ilerlemez. Bazı alerjiler haftalar, hatta aylar boyunca fark edilmeden sürebilir. Sürekli yorgunluk, baş ağrısı, eklem ağrıları, hafif bir öksürük, ciltte kuruluk gibi şikayetlerin ardında gizli bir alerji yatabilir. Bir hasta düşünün, yıllardır migren tedavisi görüyor ama aslında çikolata ve kırmızı şaraba karşı duyarlılığı var. Şikayetleri yemeklerden birkaç saat sonra başladığı için nedeniyle bağlantı kuramamış. Bu tür vakalarda detaylı sorgulama ve doğru test yöntemleri hayati önem taşır.
Cilt Belirtileri ve Günlük Yaşamdaki Karşılıkları
Cildimiz vücudun en büyük organı olduğu için alerjik tepkiler sıklıkla burada görünür hale gelir. Egzama olarak bilinen deri döküntüleri, özellikle dirsek içleri, diz arkaları ve boyun bölgesinde ortaya çıkarsa alerji şüphesi güçlenir. Ürtiker dediğimiz kabarık kızarık lekeler birkaç saat içinde bir yerden kaybolup başka yerde belirebilir. Kontakt dermatit ise doğrudan temas edilen maddeye karşı gelişir. Mesela bir hanımefendi yeni aldığı kolyeyi taktıktan sonra boynunda yeşilimsi bir renk değişimi ve kaşıntı yaşarsa, burada nikel alerjisi söz konusu olabilir. Benzer şekilde bir berber yıllardır kullandığı lateks eldivenler nedeniyle ellerinde çatlama ve tahriş şikayeti başlayabilir. Bu belirtiler başlangıçta hafif seyreder, zamanla şiddetlenir. Kişi genellikle durumu nemlendirici kremlerle geçiştirmeye çalışır, oysa temel çözüm tetikleyiciden kaçınmak ve altta yatan duyarlılığı belirlemektir.
Solunum Sistemi Şikayetleri ve Mevsimsel Değişimler
Burun tıkanıklığı, ardı arkası kesilmeyen hapşırık, berrak renkli burun akıntısı alerjik rinitin klasik üçlüsüdür. Birçok kişi bunları soğuk algınlığıyla karıştırır. Aradaki temel fark, alerjide ateşin olmaması ve belirtilerin iki haftadan uzun sürmesidir. Bahar aylarında ağaç polenleri, yazın çimen polenleri, sonbaharda ise mantar sporları havada yoğunlaşır. Bu dönemlerde pencerenin yanında oturan birinde gözlerinde kaşınma başlarsa, polen alerjisi akla gelmelidir. Ancak sadece dışarıdaki polenler değil, ev içi alerjenler de ciddi sorun yaratır. Yatak odasındaki toz akarları, halı ve perdede biriken mikroskobik canlılar, evcil hayvanların deri döküntüleri sürekli burun tıkanıklığına yol açabilir. Bir anne, çocuğunun her gece yatarkan öksürmeye başladığını fark ederse, yastık ve yorganındaki toz akarlarını şüphe etmelidir. Çünkü bu canlılar nemli ve sıcak ortamları sever, gece yatarken buruna en yakın konumdadırlar.
Gıda Alerjilerinin Çeşitli Yüzleri
Gıda alerjileri sadece deri döküntüsü veya mide bulantısı şeklinde kendini göstermez. Laktoz intoleransı olan birinde süt ürünleri tüketildikten sonra karın şişkinliği, gaz, ishal gelişir. Bu alerji değil enzim eksikliğidir ama benzer şekilde yaşam kalitesini düşürür. Gluten duyarlılığında ise ishal veya kabızlık dışında, depresyon, konsantrasyon güçlüğü, deri döküntüleri de görülebilir. Bir öğrenci her öğlen sandviç yedikten sonra öğleden sonraları dikkati dağılıyor, baş ağrısı yaşıyorsa, bu durumda buğdaya karşı olası bir duyarlılık araştırılmalıdır. Çocuklarda en sık görülen gıda alerjenleri yumurta, süt, fıstık, soya, buğday ve deniz ürünleridir. Yetişkinlerde ise kabuklu yemişler, balık ve meyve-sebzeler öne çıkar. Önemli bir ayrıntı şudur, pişirme yöntemi alerjenik potansiyeli değiştirir. Bir çocuk çiğ domateste reaksiyon verirken, pişmiş domates çorbasında sorun yaşamayabilir. Çünkü ısı, bazı alerjen proteinlerin yapısını bozar.
Göz ve Ağız Bölgesindeki İpuçları
Gözlerimiz alerjik tepkilerin en erken görüldüğü bölgelerden biridir. Bahar alerjisi olan birinde göz kapaklarında şişme, göz akında kızarıklık, bıngıldakta kaşıntı hissi belirir. Bu şikayetler genellikle her iki gözde simetrik olarak görülür. Tek gözde başlayan bir sorun enfeksiyonu düşündürür. Ağız içindeki belirtiler ise sıklıkla gözden kaçar. Meyve alerjisi olan bir kişi elma yedikten sonra dudaklarında ve damağında kaşıntı, hafif şişlik hisseder. Bu durum ağız alerji sendromu olarak adlandırılır. Bazı kişilerde çiğ havuç, kereviz, kiraz gibi besinler benzer tepkilere yol açar. İlginç bir şekilde bu besinler pişirildiğinde çoğu zaman sorun çıkarmaz. Çünkü alerjiye neden olan proteinler ısıyla parçalanır. Bir başka örnek, lateks alerjisi olan kişilerde muz, avokado, kivi gibi meyvelere karşı da çapraz reaksiyon gelişebilir. Bu besinlerdeki protein yapısı lateksinkine benzerlik gösterir.
Sindirim Sistemi ve Bağırsak Sağlığı ile İlişki
Uzun süren kabızlık, ishal, karın ağrısı, mide ekşimesi gibi şikayetlerin ardında gizli gıda duyarlılıkları yatabilir. Özellikle kronik olarak tekrarlayan ve klasik tedavilere yanıt vermeyen vakalarda alerji araştırılması gerekir. Bir emekli öğretmen düşünün, yıllardır irritabl bağırsak sendromu tanısıyla ilaç kullanıyor. Ancak aslında buğday ve süt ürünlerine karşı duyarlılığı var. Bu besinleri diyetinden çıkardığında on yıllık şikayetleri birkaç haftada düzeliyor. Bağırsak duvarının geçirgenliği artmışsa, yani sızdıran bağırsak durumu varsa, sindirilmemiş gıda parçacıkları kana karışır ve bağışıklık sistemi bunlara karşı tepki geliştirir. Bu durumda sadece tek bir gıda değil, birçok besine karşı çoklu duyarlılıklar ortaya çıkabilir. Tedavinin temelinde bağırsak sağlığını düzeltmek ve alerjen gıdaları geçici olarak elimine etmek yatar.
Alerji ile Diğer Hastalıkların Ayırımı
Alerji belirtileri birçok başka rahatsızlıkla karışabilir. Kronik öksürük astım, reflü, sinüzit veya alerjinin hepsinde görülebilir. Burun akıntısı soğuk algınlığında da, alerjide de vardır. Cilt döküntüleri enfeksiyon, otoimmün hastalık veya alerji nedeniyle oluşabilir. Doğru tanı için şikayetlerin zamanlaması, tetikleyiciler, aile öyküsü ve fizik muayene bir arada değerlendirilir. Mesela belirtiler sadece evdeyken ortaya çıkıyor, iş yerinde yoksa ev içi alerjenler şüpheli hale gelir. Yaz aylarında şiddetleniyorsa polen, kışın artıyorsa kapalı mekan alerjenleri akla gelmelidir. Ailede ebeveynlerden birinde alerji, astım veya egzama öyküsü varsa çocukta da benzer şikayetler gelişme olasılığı artar. Ancak alerji mutlaka kalıtsal değildir. Alerjik olmayan ailelerde de çocuklarda alerji görülebilir.
Günlük Gözlem ve Belirti Takibinin Önemi
Alerji şüphesi olan kişilerin kendilerini gözlemlemesi ve not tutması tanı sürecini hızlandırır. Basit bir günlük tutarak ne yendiği, nerede bulunulduğu, ne zaman şikayetlerin arttığı kaydedilebilir. Bir hafta sonu pikniğe giden birinde gözlerinde şişme başladıysa, o gün özel olarak tüketilen gıda veya çevresel faktörler sorgulanmalıdır. Yeni başlayan bir şampuan kullanımından sonra saç derisinde kaşıntı oluştuysa, bu ürün değişikliği ile bağlantı kurulmalıdır. Ancak kişinin kendi gözlemleri sınırlı kalabilir. Çünkü bazı alerjenlerin etkisi birikimli olur. Tek başına zararsız görünen bir madde, başka bir alerjenle birleştiğinde reaksiyonu tetikler. Örneğin polen alerjisi olan birinde, yüksek polen günlerinde elma yemek ağızda kaşıntıya yol açabilir. Aynı elma polen sezonu dışında sorun çıkarmayabilir.
Tedavi ve Yaşam Tarzı Düzenlemeleri
Alerji tedavisinin temel taşı alerjenden kaçınmadır. Ancak bunun için önce alerjenin doğru şekilde belirlenmesi gerekir. Tedavide antihistaminik ilaçlar semptomları baskılar ama kök nedeni ortadan kaldırmaz. Aşı tedavisi yani immünoterapi, belirli alerjenler için uzun vadede tolere edilebilirlik sağlayabilir. Bu süreç genellikle üç ila beş yıl sürer. Beslenme düzenlemeleri gıda duyarlılıklarında hayati rol oynar. Ancak kısıtlı diyetler uzun süre uygulanmamalı, besin yetersizlikleri gelişmemeli. Probiyotik desteği, bağırsak sağlığını destekleyerek alerjik eğilimi hafifletebilir. D vitamini düzeyi yeterli olanlarda alerji şikayetleri daha hafif seyredebilir. Ev içi önlemler de önemlidir. Toz akarı alerjisi olan birinde yatak örtüleri haftada bir 60 derecede yıkanmalı, halılar kaldırılmalı, perde yerine stor perde tercih edilmelidir. Evcil hayvan alerjisi varsa hayvanın yatak odasına girmesi engellenmeli, düzenli yıkanması sağlanmalıdır.
Alerji belirtilerini anlamak, günlük yaşamda dikkatli olmayı ve gerektiğinde profesyonel yardım almayı gerektirir. Hemen ortaya çıkan deri kızarıklıkları, göz yaşarması gibi belirtiler kolay fark edilir. Ancak yorgunluk, baş ağrısı, sindirim şikayetleri gibi gizli seyreden durumlar sıklıkla başka nedenlere bağlanır. Şikayetlerinizin nedeni bulunamıyorsa, klasik tedavilere yanıt alamıyorsanız veya belirtileriniz mevsimsel veya ortama bağlı değişimler gösteriyorsa alerji araştırılması yapılması gerekir. Unutmayın, doğru tanı doğru tedavinin ilk adımıdır. Kliniğimizdeki detaylı test olanakları ve kişiye özel değerlendirme ile alerjik yapınızı ortaya çıkarabilir, yaşam kalitenizi artıracak çözümler üretebiliriz.