Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

BlogMedyaDemir eksikliği kilo aldırıyor

Demir eksikliği kilo aldırıyor

Biorezonans İle Sağlığınıza Kavuşabilirsiniz

Demir Eksikliği Metabolizmayı Nasıl Yavaşlatır

Demir, oksijenin kandan hücrelere taşınmasındaki kilit rolü nedeniyle enerji üretiminin temel yapı taşlarından biridir. Yetersiz demir depoları, hemoglobin sentezini baskılar ve dokulara ulaşan oksijen miktarı düşer. Bu durum hücre içi enerji santralleri olan mitokondriyallerin verimli çalışmasını engeller. Yağ asitlerinin parçalanması ve karbonhidratların enerjiye dönüşümü yavaşladıkça vücut kendini koruma moduna alır. Enerji harcaması azalır, termojenezik aktivite geriler ve kilo kaybı neredeyse durma noktasına gelir.

Bu mekanizma tıpkı insülin direncinde olduğu gibi demir eksikliği olanların da kilo veremeyeceğini vurgulayan Dr. Sinan Akkurt tarafından şöyle açıklanır. Demir eksikliği hormonal dengesizliğe yol açarak dolaylı yoldan kilo alımına sebep olur. Vücudunuzda demir eksikliği varken istediğiniz kadar diyet yapın, spor yapın kilo veremezsiniz. Yani demir düzeyleri normalize edilmeden uygulanan zayıflama çabaları büyük ölçüde boşa çıkar.

Oksijen kıtlığı yaşayan hücreler yorgunluk sinyalleri gönderir. Kas dokusunda glikojen kullanımı verimsizleşir, kalp atış hızı egzersiz sırasında yeterince artamaz ve kişi kendini çabucak tükünmüş hisseder. Fiziksel hareketlilik doğal olarak azalır. Günlük enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü oluşturan istemsiz kas aktivitesi ve hareket miktarı düştükçe harcanan kalori miktarı da geriler. Bu süreçte tiroid hormonlarının dönüşümü bozulabilir, ters triiyodotironin artışı metabolik hızı daha da düşürebilir.

Aynı zamanda vücut enerji depolama eğilimini güçlendirir. Kronik yorgunluk ve halsizlik nedeniyle bireyler daha az hareket ederken, hipotalamus hipofiz adrenal aksı üzerindeki baskılar kortizol salınımını etkileyebilir. Yüksek kortizol yağ dokusunun özellikle karın bölgesinde birikmesini kolaylaştırır. Böylece demir eksikliği sadece enerji üretimini kısmakla kalmaz, aynı zamanda yağ dağılımını da olumsuz yönde değiştirir. Geçmeyen sebepsiz yorgunluk, halsizlik ve sinirlilik gibi belirtilerin altında yatan kansızlık sorunu, kilo yönetimini sekteye uğratan fark edilmeyen bir sağlık meselesi olarak öne çıkar.

Hormonal düzenleyicilerdeki bozulma ve metabolizma yavaşlaması

Demir eksikliği sadece enerji üretimini kısmakla kalmaz, aynı zamanda yağ dağılımını da olumsuz yönde değiştirir. Geçmeyen sebepsiz yorgunluk, halsizlik ve sinirlilik gibi belirtilerin altında yatan kansızlık sorunu, kilo yönetimini sekteye uğratan fark edilmeyen bir sağlık meselesi olarak öne çıkar.

Tiroid bezinin işleyişi demir varlığına sıkı sıkıya bağlıdır. Demir, tiroit peroksidaz enziminin yapı taşıdır ve bu enzim olmadan aktif tiroid hormonu sentezlenemez. Düşük demir depoları hipotiroidizme benzer bir tablo yaratır. Bazal metabolizma hızı geriler, vücut ısısı azalır ve kilo verme eforlarına rağmen tartıdaki rakamlar yerinde sayar. T3 hormonu düzeylerindeki gerileme, yağ dokusunun parçalanmasını yavaşlatırken kas kütlesinin korunmasını da güçleştirir.

İnsülin ve leptin gibi metabolizmayı yöneten haberci maddeler demir eksikliğinden olumsuz etkilenir. Hücrelerin glikozu yakma kapasitesi azaldığında kan şekeri dalgalanmaları artar. Açlık hissi sıklaşır, özellikle basit karbonhidratlara yönelim belirginleşir. Leptin direnci gelişen bireylerde tokluk sinyali zayıflar, beyin enerji depolama modunda kalır. Bu hormonal karmaşa, az yemeye rağmen kilo alma paradoksunu doğurur.

Dr. Sinan Akkurt, demir eksikliği ile kilo verememe arasındaki ilişkiye dikkat çekerek şu değerlendirmede bulunuyor. Tıpkı insülin direncinde olduğu gibi demir eksikliği olanların da kilo veremeyeceğini belirten Akkurt, demir eksikliğinin hormonal dengesizliğe yol açarak dolaylı yoldan kilo alımına sebep olduğunu ifade ediyor. Vücutta demir eksikliği varken istenildiği kadar diyet yapılsa ve spor yapılsa bile kilo verilemeyeceğini vurguluyor.

Kortizol düzeyleri de bu süreçte yükseliş eğilimi gösterir. Kronik yorgunluk ve metabolik stres, stres hormonunun salınımını tetikler. Yüksek kortizol, karın bölgesinde yağ birikimini teşvik eder ve kırılgan bir metabolizma yapısı oluşturur. Demir takviyesi ile düzelen parametreler, sadece kan değerlerini değil bütün bu hormonal ağı yeniden işler hale getirir.

Günlük beslenme alışkanlıkları ve demir emilimini artıran stratejiler

Vücut demiri iki şekilde alır. Hem formundaki demir hayvansal kaynaklardan doğrudan emilirken, demir içeren bitkisel gıdalardaki emilim daha düşük oranlarda gerçekleşir. Bu farkı dengelemek, özellikle kilo yönetimi hedefleyen kişiler için kritik öneme sahiptir. Çünkü demir depoları tamamlanmadan metabolizma verimli çalışmaz ve yağ yakımı istenen düzeyde olmaz.

Dr. Sinan Akkurt, demir eksikliği hormonal dengesizliğe yol açarak dolaylı yoldan kilo alımına sebep olduğunu belirtiyor. Vücutta demir eksikliği varken istenilen kadar diyet yapılsa ve spor yapılsa bile kilo vermenin zorlaştığını vurguluyor. Bu nedenle beslenme düzenlemeleri sadece kalori hesabı üzerinden değil, besin öğelerinin biyoyararlanımı göz önünde bulundurularak planlanmalıdır.

Demir emilimini baltalayan en yaygın alışkanlıkların başında yemeklerle birlikte çay ve kahve tüketimi gelir. İçerdikleri tanenler ve polifenoller, demirin bağırsaklardan kana geçişini önemli ölçüde azaltır. Çayın en az bir saat öncesine veya sonrasına bırakılması basit ama etkili bir düzenlemedir. Aynı şekilde fazla miktarda işlenmiş gıda tüketimi hem doğal demir alımını düşürür hem de bağırsak sağlığını bozarak mineral emilimini olumsuz etkiler.

Demir alımını destekleyen besin kombinasyonları bilinçli şekilde tercih edilmelidir. C vitamini açısından zengin turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzelerle birlikte tüketildiğinde bitkisel demirin emilimi artar. Keçiboynuzu pekmezi sabahları iki veya üç tatlı kaşığı alınarak önemli bir demir kaynağı oluşturabilir. Üzüm ve dut B12 ile demir açısından destek sunar. Ispanak, brokoli ve kuşkonmaz ise folik asit ve demir içerikleriyle kansızlık riskini azaltır. Et, balık, yürek, dalak, karaciğer gibi hayvansal ürünler, kuru baklagiller, yumurta, kuru meyve, fındık ve pekmez de demir deposunu güçlendiren temel besinler arasındadır.

Demir eksikliği belirtileri arasında geçmeyen yorgunluk, halsizlik ve sinirlilik öne çıkar. Bu şikayetler kansızlığa işaret edebilir. Türkiye’de demir eksikliği ve buna bağlı kansızlık oldukça yaygındır. Fazla çay, kahve ve işlenmiş gıda tüketimi ile yetersiz beslenme bu tabloyu artıran başlıca unsurlardır. Kilosuyla mücadele eden bireylerin önce temel besin öğeleri düzeylerini kontrol ettirmeleri, özellikle demir parametrelerini değerlendirmeleri gerekir. Böylece metabolizma gerçekten çalışmaya başlar ve sürdürülebilir bir vücut kompozisyonu hedeflenebilir.

Demir eksikliği kilo vermeyi neden zorlaştırır

Demir eksikliğinin kilo yönetimi üzerindeki etkileri fark edilmeyen bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkar. Bu durum sadece kansızlıkla sınırlı kalmayıp bütünsel metabolizma işleyişini derinden etkiler. Vücutta demir depoları yetersiz düzeye indiğinde, tiroid hormonlarının sentezi ve dönüşümü sekteye uğrar. Triiyodotironin yani aktif T3 hormonu üretimi azalır, bu da bazal metabolizma hızını düşürür. Aynı zamanda leptin direnci gelişme riski artar, tokluk sinyalleri zayıflar ve iştah kontrolü güçleşir.

Dr. Sinan Akkurt, tıpkı insülin direncinde olduğu gibi demir eksikliği olan bireylerin de kilo veremeyeceğini belirtiyor. Demir eksikliği hormonal dengesizliğe yol açarak dolaylı yoldan kilo alımına sebep olur. Vücudunuzda demir eksikliği varken istediğiniz kadar diyet yapın, spor yapın kilo veremezsiniz. Bu sözler, demir düzeylerini düzeltmeden başlatılan zayıflama çabalarının neden çoğunlukla başarısız olduğunu açıklıyor.

Geçmeyen sebepsiz yorgunluk, halsizlik, sinirlilik gibi belirtiler kansızlığa işaret edebilir. Özellikle Türkiye’de demir eksikliği ve buna bağlı şikâyetleri artıran etmenlerin başında fazla çay, kahve ve işlenmiş gıda tüketimi ile yetersiz beslenme gelir. Bu yüzden yemekten hemen sonra çay içilmemeli, kansızlık sorunu yaşayanlar koyu yeşil yapraklı sebzeler, et, balık, yürek, dalak, karaciğer, kuru baklagiller, yumurta, kuru meyve, pekmez, fındık ve turunçgillerden zengin bir beslenme programı uygulamalıdır. Keçiboynuzu pekmezinin sabahları iki ya da üç tatlı kaşığı tüketilmesi önemli demir takviyesi sağlar. Üzüm ve dut hem B12 hem demir açısından. Ispanak, brokoli ve kuşkonmaz hem folik asit hem demir yönünden zengin içerikleriyle kansızlığa karşı etkili besinler arasındadır.

Doğru beslenme düzenlemeleri, demir emilimini destekleyen yaşam tarzı değişiklikleri ve gerektiğinde hekim kontrolünde takviye kullanımı ile bu döngü kırılabilir. Sağlıklı bir vücut kompozisyonuna ulaşmak isteyenlerin öncelikle temel besin öğeleri düzeylerini kontrol ettirmeleri, özellikle demir parametrelerini değerlendirmeleri büyük önem taşır. Ferritin, serum demiri ve total demir bağlama kapasitesi gibi göstergelerin incelenmesi, sorunun boyutunu doğru şekilde ortaya koyar. Tedavi planı buna göre şekillenir ve metabolizma gerçekten çalışmaya başladığında sürdürülebilir kilo yönetimi mümkün hale gelir.

Türkiye Gazetesi – Tarih:01.04.2018

https://sinanakkurt.com.tr/dr-sinan-akkurt/

Dr. Sinan AkkurtFonksiyonel Tıp, Longevity ve Biyorezonans alanlarında çalışan, ulusal ve uluslararası kongrelerde konuşmacı olarak yer alan Tıp Doktoru ve Tıbbi Biyokimya Doktoru.Dr. Sinan Akkurt, 2000 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, meslek hayatına Manisa'da Aile Hekimi olarak başlamıştır. Dokuz yıl süren kamu hizmetinin ardından akademik kariyerine yönelerek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlamış ve Tıbbi Biyokimya Doktoru (PhD) unvanını almıştır.Mesleki gelişimini yalnızca klasik tıp ile sınırlamayan Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Fonksiyonel İmmünoloji, Biyorezonans, Ozon Tedavisi, Akupunktur, Fitoterapi, Homeopati, Mezoterapi, Proloterapi, Hirudoterapi, Apiterapi, GAPS yaklaşımı, Hipnoz ve Psikolojik Kinezyoloji başta olmak üzere çok sayıda tamamlayıcı tıp alanında yurt içi ve yurt dışında ileri düzey eğitimler almıştır.2007 yılından bu yana İzmir Bornova'daki özel kliniğinde hizmet veren Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Longevity (Sağlıklı Yaş Alma), Biyorezonans, bağırsak sağlığı ve mikrobiyota, kronik hastalıklar, otoimmün hastalıklar, sigara ve alkol bağımlılığı tedavileri ile destekleyici onkoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir