Dr Sinan Akkurt

  0530 387 4687   Bornova / İzmir

BlogKronik HastalıklarHaşimato hastalığı neden olur? Tedavi seçenekleri nelerdir?

Haşimato hastalığı neden olur? Tedavi seçenekleri nelerdir?

Medicinal 2 Haşimato hastalığı neden olur? Tedavi seçenekleri nelerdir?

Haşimato Hastalığına Genel Bakış

Haşimato hastalığı, bağışıklık sisteminin tiroid bezine yönelik saldırısı sonucu gelişen otoimmün bir durumdur. Tiroid hormonlarının yetersiz üretimine yol açan bu hastalık, dünya genelinde en sık görülen hipotiroidizm nedenlerinden biridir. Özellikle kadınlarda daha yaygın olarak ortaya çıkan bu rahatsızlık, yavaş ilerleyen bir seyir izler ve hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Erken tanı ve düzenli tedavi ile kontrol altına alınabilen bu hastalık hakkında kapsamlı bilgi sahibi olmak, hastaların günlük yaşamlarını daha sağlıklı sürdürebilmeleri açısından kritik öneme sahiptir.

Tiroid bezi, boynun ön kısmında yer alan ve metabolizmayı düzenleyen hayati bir organdır. Bu bez, vücudun enerji kullanımından vücut ısısının ayarlanmasına kadar pek çok süreçte görev alır. Hashimoto hastalığında bağışıklık hücreleri yanlışlıkla tiroid dokusunu yabancı bir tehdit olarak algılar ve zamanla bu dokuyu tahrip eder. Bu tahribat, bezin hormon salgılama kapasitesini giderek azaltır.

Hastalığın başlangıç evrelerinde belirtiler hafif ve belirsiz olabilir. Birçok kişi yıllarca kendini yorgun hissetmek, kilo almak veya soğuğa karşı hassaslaşmak gibi şikayetleri fark etmeden yaşayabilir. Bu durum, tanının gecikmesine ve tedavinin ertelenmesine neden olur. İlerleyen dönemlerde ise semptomlar daha belirgin hale gelir ve günlük aktiviteleri kısıtlayabilir.

Kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık sekiz ila on kat daha fazla görülen bu rahatsızlık, genellikle 30 ile 50 yaş aralığında teşhis edilir. Ancak adolesan dönemde veya menopoz sonrası dönemde de ortaya çıkabilir. Aile öyküsünde otoimmün hastalık bulunan bireylerde risk artışı gözlemlenir.

Günümüzde kan testleri ve görüntüleme yöntemleri sayesinde Haşimato hastalığı neden olur?hastalığı erken evrelerde saptanabilmektedir. Uygun tedavi protokolleri ile tiroid hormon düzeyleri normal sınırlara çekilebilir ve hastalar semptomları olmadan yaşamlarını sürdürebilir. Hastalığın yönetiminde ilaç tedavisinin yanı sıra beslenme düzenlemeleri, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli uyku gibi yaşam tarzı faktörleri de önemli rol oynar.

Hashimato hastalığı neden olur?
Hashimato hastalığı neden olur?

Haşimato hastalığı neden olur?Hastalığının Temel Özellikleri ve Gelişim Mekanizması

Haşimato hastalığı, bağışıklık sisteminin kendi dokusunu tanıyamayarak tiroid bezine karşı antikorlar üretmesiyle başlar. Bu antikorlar, tirosit olarak adlandırılan tiroid hücrelerine zarar verir ve zamanla bezin fonksiyonlarını yavaşlatır. Başlangıçta hormon düzeyleri normal aralıkta seyredebilir, ancak hücre tahribatı ilerledikçe tiroidin T3 ve T4 üretimi düşer.

Hastalığın gelişiminde üç aşama söz konusudur. İlk evrede, tiroid bezinde lenfosit infiltrasyonu başlar ve antikor düzeyleri yükselir. Bu dönemde hormon testleri genellikle normal çıkar. İkinci evrede, azalmış hormon üretimiyle birlikte tiroid uyarıcı hormon (TSH) değerleri yükselmeye başlar. Üçüncü ve son evrede ise belirgin hipotiroidizm tablosu ortaya çıkar, yani serbest T4 düşerken TSH belirgin şekilde artar.

Tiroid bezindeki iltihabi süreç, zamanla nodüler yapılanmalara ve bezin boyut değişikliklerine yol açabilir. Bazı kişilerde bez büyüyerek guatr oluşurken, ileri dönemlerde hücre kaybına bağlı olarak tiroid küçülebilir. Bu yapısal değişiklikler, hastalığın seyrini değerlendirmede ultrasonografik incelemeyi önemli kılar.

Otoimmün saldırının altında yatan mekanizma, genetik yatkınlık ile çevresel tetikleyicilerin bir araya gelmesidir. İnsan lökosit antijenleri (HLA) sistemindeki belirli gen varyantları, bu hastalığa duyarlılığı artırır. Ancak genetik yapı tek başına yeterli değildir. Çevresel faktörlerin devreye girmesiyle bağışıklık sistemi tiroid dokusunu yabancı olarak algılamaya başlar.

Hücre düzeyinde bakıldığında, CD4+ T lenfositlerinin Th1 yanıtına kayması sitokin salınımını değiştirir. Bu durum, B lenfositlerinin antikor üretimini tetikler ve tiroid peroksidaz (TPO) ile tiroglobulin gibi yapısal proteinlere karşı otoantikorlar oluşur. Bu antikorlar, hem hücre içi fonksiyonları bozar hem de komplement aracılığı doğrudan hücre yıkımına katkıda bulunur.

Otoimmün Süreci Tetikleyen Risk Faktörleri ve Nedenler

Haşimato hastalığı neden olur?hastalığının ortaya çıkışında tek bir neden yerine, genetik yatkınlık ile çevresel etmenlerin bir araya gelmesi söz konusudur. Aile öyküsünde otoimmün tiroid rahatsızlığı, tip 1 diyabet veya sistemik lupus eritematozus gibi hastalıkların bulunması, bireyin risk profilini belirgin ölçüde yükseltir. Özellikle HLA-DR3, HLA-DR4 ve CTLA-4 gen varyantları, bağışıklık düzenlemesindeki bozulmalarla ilişkilendirilmiştir.

Kadın cinsiyeti, bağımsız bir risk faktörü olarak öne çıkar. Östrojen ve progesteronun immunmodülatör etkileri, kadınlarda otoimmün süreçlerin daha sık gelişimini açıklar. Doğum sonrası dönem, gebelikteki immunolojik adaptasyonların geri dönüşüyle birlikte hastalığın ilk kez tanı aldığı kritik bir periyottur. Benzer şekilde menopoz öncesi ve sonrası hormonal dalgalanmalar da tiroid otoimmünitesini harekete geçirebilir.

Çevresel tetikleyiciler arasında iyod alımındaki aşırı artış veya eksiklik dikkat çeker. Yeterli düzeyde iyod, tiroid fonksiyonu için zorunludur ancak aşırı miktarlar otoimmün saldırıyı körükleyebilir. Selenyum, çinko ve D vitamini gibi mikrobesin öğelerinin yetersizliği, tiroid hücrelerinin antioksidan savunma mekanizmalarını zayıflatır. Ayrıca sigara kullanımı, tirositler üzerindeki sitokin salınımını değiştirerek hastalık riskini artırır.

Viral enfeksiyonlar, özellikle Epstein-Barr virüsü ve hepatit C, moleküler mimikri yoluyla bağışıklık sisteminin tiroid dokusunu hedef almasına yol açabilir. Bazı ilaçlar da tiroid otoimmünitesini provoke edebilir. İnterferon alfa, lityum ve amiodaron gibi ajanlar, ilaç kullanımı sırasında ve sonrasında tiroid fonksiyon testlerinin izlenmesini gerektirir. Radyasyona maruz kalma, özellikle çocukluk çağında boyun bölgesine uygulanan tedaviler, sonraki yıllarda Hashimato gelişimine zemin hazırlayabilir.

Kronik psikososyal stres, hipotalamo-hipofizer-adrenal eksen üzerinden etki gösterir. Uzun süreli kortizol yüksekliği, bağışıklık toleransını bozar ve otoantikor üretimini destekler. Uyku düzensizlikleri, fiziksel hareketsizlik ve obezite de bu zincirin halkaları olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak Hashimato, yalnızca genetik bir kader değil, yaşam tarzı ve çevresel etmenlerle şekillenen, öngörülebilir ve önlenebilir bileşenleri olan multifaktöriyel bir tablodur.

Hastalığın Fark Edilmesini Sağlayan Belirtiler ve Şikayetler

Hashimato tiroiditinin belirtileri genellikle sinsi bir başlangıç gösterir ve yıllar içinde yavaş yavaş belirginleşir. Hastalar ilk evrelerde yaşadıkları değişiklikleri yaşlanmaya, yorgunluğa veya günlük streslere bağlayarak erteleyebilir. Bu durum, tanının gecikmesine ve tiroid bezinin önemli ölçüde hasar görmesine yol açabilir.

Metabolizmanın yavaşlamasıyla ortaya çıkan şikayetler en sık karşılaşılan grup oluşturur. Kişide aşırı kilo alımı, soğuk havalara karşı anormal bir hassasiyet, ciltte kuruma ve saçlarda incelme gözlemlenebilir. Yüzde hafif bir ödem, özellikle göz kapaklarında belirginleşebilir. Kabızlık, adet düzensizlikleri ve kaslarda kramplar da bu dönemde sık bildirilen sorunlardır.

Sinir sistemi üzerindeki etkiler dikkat çekici boyutlara ulaşabilir. Unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü ve depresyon eğilimi hastaların iş ve sosyal hayatlarını olumsuz etkileyebilir. Bazı bireylerde anksiyete artışı, uykuya dalma problemleri veya gün içinde aşırı uyku hali gelişebilir. Bu belirtiler tek başına tiroid sorununa işaret etmese de, bir arada bulunmaları durumunda değerlendirme gerektirir.

Kalp ve damar sistemi açısından kalp atış hızında yavaşlama, kolesterol düzeylerinde yükselme ve nadiren perikardiyal efüzyon ortaya çıkabilir. Kadınlarda adet kanamalarının aşırı hale gelmesi veya tam tersine azalması, doğurganlık çağındaki hastalarda gebelik oluşturma güçlüğü de önemli uyarı işaretleridir.

Hastalığın ileri evrelerinde tiroid bezinde ağrısız büyüme hissedilebilir. Boyunda dolgunluk, yutkunurken zorlanma veya nefeste kısalma gibi bası semptomları nadiren görülür ancak ortaya çıktığında mutlaka görüntüleme yöntemleriyle incelenmelidir. Unutulmamalıdır ki her hastada bu bulguların tamamı bir arada bulunmayabilir ve şikayetlerin şiddeti tiroid hormon eksikliğinin derecesiyle paralellik göstermeyebilir.

Kesin Tanı İçin Uygulanan Laboratuvar ve Görüntüleme Yöntemleri

Hashimato hastalığının tanısı, klinik bulguların yanı sıra hedeflenmiş laboratuvar testleri ve gerektiğinde görüntüleme incelemeleriyle kesinleştirilir. Tanı sürecinde öncelikle tiroid fonksiyonlarını değerlendirmek amacıyla TSH ölçümü yapılır. Hipotiroidizm geliştiğinde TSH düzeyleri yükselirken, serbest T4 değerleri düşük veya normal sınırlarda olabilir. Erken evrede subklinik hipotiroidizm söz konusuysa TSH yüksekliğine rağmen serbest T4 normal kalır.

Tiroid otoimmünitesini göstermek için anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikor testleri uygulanır. Anti-TPO pozitifliği Hashimato için en duyarlı gösterge olarak kabul edilir. Bu antikorların yüksek düzeyde saptanması, tiroid dokusunda devam eden bağışıklık yanıtını doğrular. Her iki antikor da negatif olsa bile tipik ultrasonografik bulgular varsa tanı konulabilir.

Tiroid ultrasonografisi, hastalığın morfolojik yapısını ortaya koyan temel görüntüleme aracıdır. İncelemelerde tiroid bezinde diffüz heterojenite, hipoekojen odaklar, nodüler değişiklikler ve parankimde kaba yapılanma gözlemlenebilir. Doppler incelemelerinde vaskülerite artışı veya azalması da kaydedilebilir. Ultrason aynı zamanda tiroid nodüllerinin varlığını, boyutunu ve yapısını değerlendirerek ileri inceleme gereksinimini belirler.

İleri vakalarda veya tanı konusunda belirsizlik olduğunda ince iğne aspirasyon biyopsisi tercih edilebilir. Bu işlem, tiroid dokusunda lenfositik infiltrasyon, Hurthle hücre değişiklikleri ve foliküler dejenerasyon gibi patognomonik bulguları gösterir. Biyopsi ayrıca nodüllerin iyi huylu veya malign potansiyelini ayırt etmek için değerlidir.

Tanı sürecinde tam kan sayımı, lipid profili, karaciğer fonksiyon testleri ve B12 düzeyi gibi ek incelemeler de istenebilir. Bu testler hipotiroidizme eşlik edebilecek metabolik değişiklikleri ve eşlik eden otoimmün durumları ortaya koyar. Tanı konulduktan sonra hastalık aktivitesini izlemek ve tedavi yanıtını değerlendirmek amacıyla düzenli aralıklarla TSH ve serbest T4 ölçümleri tekrarlanır.

hasimato1 Haşimato hastalığı neden olur? Tedavi seçenekleri nelerdir?

Kişiselleştirilmiş Tedavi ve İlaç Seçenekleri

Hashimato hastalığında temel yaklaşım, eksik kalan tiroid hormonlarının dışarıdan dengeli bir biçimde yerine konmasıdır. Bu amaçla levotiroksin adı verilen sentetik T4 hormonu ilk tercih edilen ilaçtır. Sabah aç karnına, tercihen kahvaltıdan en az yarım saat önce su ile alınması önerilir. Kalsiyum, demir ve magnezyum içeren takviyelerle etkileşime girebileceğinden bu preparatlarla araya dört saat koymak gerekir.

Başlangıç dozu yaş, kilo, kardiyovasküler durum ve hastalığın şiddetine göre belirlenir. Genç ve sağlıklı bireylerde tam doza daha hızlı geçilebilirken, 60 yaş üzerindeki kişilerde veya koroner arter hastalığı olanlarda düşük dozla başlanıp yavaş yavaş artırılır. Amac, TSH değerini hedef aralığa çekmek ve klinik bulguları geriletmesidir.

Bazı hastalarda sentetik T4 tek başına yeterli gelmeyebilir. Bu durumda liotironin içeren T3 replasmanı veya T4-T3 kombinasyon preparatları düşünülebilir. Özellikle T4 tedavisine rağmen halsizlik, kilo artışı veya bilişsel yavaşlama gibi yakınmaları süren kişilerde bu seçenek değerlendirilir. Ancak T3’un kısa yarı ömrü nedeniyle günde iki kez alınması gerekir ve kalp ritmi üzerinde daha fazla etki riski taşır.

Tiroid bezinde ileri derecede büyüme veya nodüler yapılanma varsa cerrahi girişim gündeme gelebilir. Boyunda bası hissi, yutma güçlüğü veya nefes darlığına yol açan guatrlar, ilaç tedavisine yanıt vermeyen vakalar ve şüpheli nodüller ameliyat endikasyonu oluşturur. Ameliyat sonrası yaşam boyu hormon replasmanı zorunludur.

Hamilelik planlayan veya gebe kalan kadınlarda doz ayarlaması kritik öneme sahiptir. İlk trimesterde T4 ihtiyacı genellikle yüzde 25-30 artar. Düşük riskini azaltmak ve fetal beyin gelişimini desteklemek için TSH hedefi daha düşük tutulur. Gebelik boyunca dört ila altı haftada bir hormon düzeyleri izlenir.

Tedavi sürecinde hastaların ilacını düzenli kullanması, herhangi bir değişiklik yapmadan önce mutlaka doktoruna danışması ve yılda en az bir kez kan tetkiklerini yaptırması beklenir. İyotlu tuz veya takviyeleri doktor önerisi dışında alınmamalıdır. Aşırı iyot otoimmün süreci alevlendirebilir ve tiroid fonksiyonlarını daha da bozabilir.

Hastalık Yönetiminde Yaşam Tarzı Düzenlemeleri ve Beslenme

İlaç tedavisinin yanı sıra günlük alışkanlıklarda yapılacak düzenlemeler, Hashimato hastalığının seyrini olumlu yönde etkileyebilir. Öncelikle uyku düzeni büyük önem taşır. Gece yeterli ve kaliteli dinlenme sağlanmadığında tiroid hormon dengesi bozulabilir, kilo artışı hızlanabilir. Her gece aynı saatte yatıp kalkmaya özen gösterilmeli, yatak odası karartılarak derin uyku desteklenmelidir.

Beslenme konusunda gluten hassasiyeti dikkate alınmalıdır. Çölyak hastalığı ile Hashimato arasında belirgin bir ilişki saptanmıştır. Bu nedenle gluten içeren gıdalar azaltılabilir veya tamamen çıkarılabilir. İşlenmiş şekerler, trans yağlar ve paketli ürünler iltihap düzeyini yükseltebileceğinden bu gruptaki yiyecekler sınırlandırılmalıdır. Sebze, meyve, tam tahıl ve sağlıklı protein kaynakları ağırlıklı beslenme planı oluşturulmalıdır. Özellikle selenyum içeren Brezilya cevizi, omega-3 bakımından zengin balık çeşitleri ve lifli gıdalar tiroid sağlığını destekler.

Fiziksel aktivite düzenli olarak sürdürülmelidir. Aşırı yorucu egzersizler yerine orta şiddette yürüyüş, yüzme veya pilates gibi aktiviteler tercih edilmelidir. Yoğun spor programları kortizol salınımını artırarak otoimmün yanıtı olumsuz etkileyebilir. Haftada üç ila beş gün, otuz ila kırk beş dakikalık hareket yeterli olacaktır.

Çevresel toksinlere maruziyet azaltılmalıdır. Plastik kaplarda saklanan gıdalar, non-stick tencereler ve bazı kişisel bakım ürünleri endokrin sistemi rahatsız edebilir. Cam veya paslanmaz çelik mutfak eşyaları kullanımı, paraben içermeyen kozmetik ürünler tercih edilmesi önerilir. Sigara kullanımı tamamen bırakılmalı, pasif içicilikten de kaçınılmalıdır.

Ruhsal denge ve bedenin stres yanıtları arasında sıkı bir bağ vardır. Meditasyon, nefes egzersizleri, hafif yoga veya doğada zaman geçirme gibi yöntemler sinir sistemini yatıştırabilir. Günlük on ila on beş dakikalık sessiz oturum pratiği bile fark yaratabilir. Sosyal destek ağları güçlendirilmeli, gerektiğinde psikolojik danışmanlık alınmalıdır.

Vitamin ve mineral takviyeleri doktor kontrolünde değerlendirilmelidir. D vitamini, B12, demir ve selenyum eksiklikleri Hashimato hastalarında sık görülür. Ancak kansızlık yapmadan önce kan değerleri ölçülmeli, gereksiz takviyelerden kaçınılmalıdır. Aşırı iyot alımından önceki bölümde bahsedildiği üzere uzak durulması gerekir.

Hastaların En Çok Merak Ettiği Konular ve Uzman Cevapları

Haşimato hastalığı tanısı alan pek çok kişinin aklında benzer sorular belirir. Bu bölümde en sık karşılaşılan merak unsurlarını bilimsel veriler ışığında yanıtlamaya çalışılacaktır.

Hamilelik sürecini etkiler mi ?

Tiroid hormonları fetüsün beyin gelişimi için hayati öneme sahiptir. Gebe kalmayı planlayan kadınların TSH değerleri 2,5 mIU/L altında tutulmalıdır. Hamilelik öncesinde ve sırasında hormon dozu genellikle yüzde 25 ila 50 artırılır. Düzenli kan takibi ile bu dönem güvenli şekilde yönetilebilir.

Çocuklara geçer mi ?

Aile öyküsü pozitif olan bireylerde hastalık görülme olasılığı artar. Ancak bu durum mutlak bir kalıtım anlamına gelmez. Çocuklarda tiroid fonksiyon testleri belirli aralıklarla yapılmalı, özellikle büyüme geriliği veya dikkat eksikliği gibi bulgular varsa değerlendirme derinleştirilmelidir.

İlaç kullanımı ömür boyu mu sürer ?

Çoğu vakada tiroid bezindeki hasar geri dönüşümsüzdür. Levotiroksin tedavisi genellikle yaşam boyu devam eder. Nadiren gebelik sonrası veya iyot eksikliğine bağlı geçici tiroiditlerde ilaç kesilebilir. Ancak bu karar mutlaka hekim değerlendirmesi sonrası verilmelidir.

Spor yapmak zararlı mı ?

Düzenli fiziksel aktivite metabolizmayı destekler ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Aşırı yorucu antrenmanlar ise kortizol salınımını artırarak otoimmün tepkiyi körükleyebilir. Orta şiddette kardiyovasküler egzersizler ve hafif direnç çalışmaları daha uygun seçeneklerdir.

Glutensiz beslenmek şart mı ?

Çölyak hastalığı ile Haşimato arasında pozitif ilişki saptanmıştır. Gluten intoleransı olmayan kişilerde kısıtlı diyetin ek faydası kanıtlanmamıştır. Şüphe durumunda anti-transglutaminaz antikor testi yaptırılmalı, pozitiflik halinde gastroenteroloji yönlendirmesi alınmalıdır.

Tiroid kanserine dönüşür mü

Haşimato hastalığı tek başına malignite riskini belirgin şekilde artırmaz. Nodül gelişen hastalarda tiroid ultrasonografisi ve ince iğne aspirasyon biyopsisi ile ayırıcı tanı yapılır. Rutin tarama protokolleri sayesinde olası kötü huylu lezyonlar erken evrede saptanabilir.

Haşimato hastalığı, modern tıbbın sunduğu tanı ve tedavi olanakları sayesinde etkili bir şekilde yönetilebilen kronik bir rahatsızlıktır. Hastaların düzenli tıbbi kontrollerini aksatmaması, reçete edilen tedaviye sadık kalması ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları benimsemesi, hastalığın olumsuz etkilerini minimize etmek için temel unsurlardır. Unutulmamalıdır ki her bireyin vücut yapısı ve hastalık seyri farklılık gösterebilir. Bu nedenle tedavi süreci mutlaka uzman bir hekim gözetiminde kişiye özel olarak planlanmalıdır. Doğru bilgi ve profesyonel destekle Hashimato hastalığı, yaşam kalitesini bozmadan kontrol altında tutulabilir.

Hastalıkla yaşayan kişiler için en önemli adım, tiroid fonksiyon testlerinin düzenli izlenmesi ve ilaç dozlarının gerektiğinde ayarlanmasıdır. Günlük yaşamda iyot alımına dikkat etmek, gluten duyarlılığı olan bireylerde uygun beslenme düzenini sürdürmek, yeterli ve kaliteli uyku almak ile fiziksel aktiviteyi haftalık programa dahil etmek metabolik dengeyi destekler. Ayrıca otoimmün süreci olumsuz etkileyebilecek sigara kullanımından kaçınmak ve enfeksiyonlara karşı korunmak da uzun vadeli sağlık hedefleri arasında yer alır. Hashimato tanısı alan herkes, bu rehberde ele alınan bilgileri kendi hekimiyle görüşerek kişiselleştirilmiş bir yaklaşım geliştirebilir. Bilinçli ve proaktif bir tutum, bu hastalığın getirdiği sınırlamaları en aza indirerek aktif ve üretken bir yaşam sürdürmeyi mümkün kılar.

https://sinanakkurt.com.tr/dr-sinan-akkurt/

Dr. Sinan AkkurtFonksiyonel Tıp, Longevity ve Biyorezonans alanlarında çalışan, ulusal ve uluslararası kongrelerde konuşmacı olarak yer alan Tıp Doktoru ve Tıbbi Biyokimya Doktoru.Dr. Sinan Akkurt, 2000 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, meslek hayatına Manisa'da Aile Hekimi olarak başlamıştır. Dokuz yıl süren kamu hizmetinin ardından akademik kariyerine yönelerek Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlamış ve Tıbbi Biyokimya Doktoru (PhD) unvanını almıştır.Mesleki gelişimini yalnızca klasik tıp ile sınırlamayan Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Fonksiyonel İmmünoloji, Biyorezonans, Ozon Tedavisi, Akupunktur, Fitoterapi, Homeopati, Mezoterapi, Proloterapi, Hirudoterapi, Apiterapi, GAPS yaklaşımı, Hipnoz ve Psikolojik Kinezyoloji başta olmak üzere çok sayıda tamamlayıcı tıp alanında yurt içi ve yurt dışında ileri düzey eğitimler almıştır.2007 yılından bu yana İzmir Bornova'daki özel kliniğinde hizmet veren Dr. Sinan Akkurt; Fonksiyonel Tıp, Longevity (Sağlıklı Yaş Alma), Biyorezonans, bağırsak sağlığı ve mikrobiyota, kronik hastalıklar, otoimmün hastalıklar, sigara ve alkol bağımlılığı tedavileri ile destekleyici onkoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir